İsrail’de Mescid-i Aksa’ya Yönelik Bombalama İtirafları
Eski Knesset Başkanı Burg, Mescid-i Aksa’ya yönelik bombalama girişimlerini ve radikal Siyonistlerin etkisini açıkladı.
İslami Analiz / Haber Merkezi
Siyonist rejimin işgal altındaki Filistin topraklarında sürdürdüğü soykırım savaşının devam ettiği bir dönemde, İsrail siyasetinin en üst kademelerinden gelen çarpıcı bir itiraf, dünya genelinde ciddi bir tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. Eski İsrail Meclis Başkanı ve Geçici Cumhurbaşkanı Avraham Burg, son yıllarda rejimin aşırı ve radikal politikalarına karşı muhalefet eden bir figür olarak, Amerikalı gazeteci Tucker Carlson ile gerçekleştirdiği röportajda dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Burg, Mescid-i Aksa’ya yönelik bombalama girişimlerinin bir komplo teorisi olmadığını, aksine devletin içinde kök salmış bir terör faaliyetinin parçası olduğunu ifade etti. 1967 yılından bu yana Mescid-i Aksa’yı yok etmek için en az beş ciddi bombalama girişiminde bulunulduğunu belirten Burg, bu eylemlerin arkasındaki fanatik grupların affedildiğini de sözlerine ekledi.
Tucker Carlson’ın, İsrail hükümetindeki bakanların ve hahamların Üçüncü Tapınak’ı inşa etme çabalarının ne kadar gerçek olduğuna dair sorusuna yanıt veren Burg, bu durumun sokaktaki sıradan bir vatandaş için bir hayal gibi görünebileceğini, ancak devlet içindeki fanatikler için son derece ciddi bir mesele olduğunu vurguladı. Burg, bu tehlikenin boyutunu şu şekilde açıkladı: “Mescid-i Aksa’nın yıkılmasını destekleyenlerin sayısına bakmamalısınız. Asıl tehlike, harekete geçmeye hazır olan o azınlığın kararlılığı ve fanatizmi.”
Burg’un açıklamalarındaki en çarpıcı detay, geçmişte Mescid-i Aksa’yı bombalamaya çalışan Siyonist radikallerin bugün devletin en üst kademelerinde yer almasıydı. 1980’lerdeki ‘Yahudi Yeraltı Örgütü’ örneğini veren Burg, bu kişilerin Siyonist eğitim sisteminden yetiştiğini belirtti. Burg, “Bu yeraltı örgütü üyeleri yakalandı, yargılandı ve hapse atıldılar. Ancak kısa bir süre sonra siyasi pazarlıklarla serbest bırakıldılar. Bugün aralarında İsrail’in önde gelen gazetelerinden birinin baş editörü, bakanların danışmanları ve Knesset üyeleri var. Toplumdan dışlanmadılar, aksine baş tacı edilerek sisteme geri döndüler,” dedi.
Burg, İsrail siyasetinin radikalleşmesini anlatırken, eski Başbakan İzak Rabin’e suikast düzenleyen Yigal Amir’in bile bugün Netanyahu koalisyonu ve Meclis içindeki güçlü sesler tarafından serbest bırakılması için kampanyalar düzenlendiğini hatırlattı.
İsrail ordusu ve istihbaratının durumu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Burg, Batı dünyasında bu kurumların rasyonel ve makul olarak algılanmasının yanlış olduğunu ifade etti. Burg, ordunun artık Mesihçi Siyonistlerin etkisi altında olduğunu belirterek, “Geçmişte ordunun aklın sesi olduğu düşünülürdü. Ancak bugünün generalleri, eski dönemin adamları değil. Şu an askeri hiyerarşide yükselenler, Netanyahu’nun kaotik değerler sistemi altında yetişmiş, dini fanatiklerdir. Bu nedenle, İsrail ordusunun ‘iyi yönde bir dengeleyici’ olacağına güvenmek büyük bir hatadır,” şeklinde konuştu.




