Futbolun Halktan Uzaklaşması ve Küresel Sermaye

Futbolun endüstrileşmesi, halktan uzaklaşmasına neden oldu. İsmail Kılıçarslan, bu durumu ele alıyor.

Yeni Şafak / İsmail Kılıçarslan

Futbol, 2000’li yılların başında Türk solunun Avrupa’daki benzerlerine paralel bir şekilde, halk odaklı bir perspektifle yeniden ele alınma çabasına girdi. Ancak bu çaba, sonuç olarak pek de başarılı olamadı. Futbol, kitleleri harekete geçirme potansiyeli olan bir spor dalı olarak, direnişin sembolü olabilirdi ama endüstriyel dönüşüm bu imkânı ortadan kaldırdı.

Türk solunun futbolu romantize etme çabasında öne çıkan unsurlardan biri, Latin Amerika’daki diktatörlerin futbolu kitleleri uyutmak için kullanma hikayeleriydi. Brezilya, Arjantin ve Meksika gibi ülkeler bu anlatının merkezindeydi. Bu bağlamda sıkça tekrarlanan bir cümle vardı: “Futbol diktatörlerin değil, halkındır.”

O yıllar, futbolun sosyal dinamiklerini inceleyen çeşitli analizlerle doluydu. Beşiktaş’ın semt takımı kimliği, Çarşı’nın politik duruşunun yüceltilmesi, Ankaragücü ve Bursaspor gibi takımlardaki milliyetçi reflekslerin eleştirisi ve Gençlerbirliği’nin “elit bir takım” olarak değerlendirilmesi gibi konular, futbolun arka planında canlı bir tartışma ortamı oluşturmuştu. Ancak Türk solunun Ajax’ın Siyonist sermayesini tartışacak bir durumu yoktu, bu yüzden mevcut duruma şükretmekle yetiniyorduk.

Fakat zamanla futbol, ne halkın ne de diktatörlerin kontrolünde kalabildi. Endüstriyel yapı, oyunun dinamiklerini değiştirdi. Bahisler, yan gelirler ve reklam gelirleri gibi unsurlar futbolun doğasına hâkim oldu. Bugün, futbolun Amerikan pazarına yönelik stratejileri, sabahın erken saatlerinde başlayan maçlar ve yüksek bilet fiyatları gibi uygulamalarla kendini gösteriyor.

Artık, toprak sahalardan gelen futbolcuların hikayeleri neredeyse kayboldu. Küçük takımların büyük takımlara karşı mücadelesi, yalnızca bahis oranlarıyla sınırlı hale geldi. Ancak, tüm bu olumsuzlukların ortasında, Türkiye’nin de yer aldığı büyük bir futbol organizasyonu gerçekleşiyor. Takımımızın performansı umut verici ve ilerleyen turlara geçme şansımız mevcut.

Bu süreçte, benim için en çok merak edilen konu, Filistin desteğinin ve İsrail karşıtlığının turnuvaya nasıl yansıyacağı. Oyuna dair umudum, bu noktada şekilleniyor. Diğer detaylar ise pek de ilgimi çekmiyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu