Bahar Kalkanı Harekatı: 5 Günde Tarihi Bir Dönüşüm
Bahar Kalkanı Harekatı, Türkiye’nin Suriye’deki stratejik konumunu değiştiren kritik bir adım olarak öne çıkıyor.
Suriye uzmanı Kutlu Han Görücü, Bahar Kalkanı Harekatı’nın Türkiye’nin uluslararası arenadaki konumunu nasıl etkilediğini Radyo Levant’a anlattı. 27 Şubat 2020’de Suriye’de 34 Türk askerinin şehit edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu süreçte aldığı kararların, siyasi kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Görücü, Erdoğan’ın karşısında Rusya ve İran’ın bulunduğunu, daha önce geri adım atmışken bu dirayeti göstermesinin önemine dikkat çekti.
Görücü, Bahar Kalkanı Harekatı’nın, Türkiye’nin Suriye’deki en kritik dönüm noktası olduğunu ifade etti. 2011 yılından itibaren Batı ile uyumlu bir şekilde muhalefeti destekleyen Türkiye, YPG’nin kurulması ve ABD’nin bu yapıya verdiği destekle güç kaybetmeye başladı. 2015 sonrası Rusya’nın müdahalesiyle bu durum daha da kötüleşti.
Astana sürecinin Türkiye için kayıpları yönetme aşamasına dönüştüğünü belirten Görücü, muhalefetin geniş bir coğrafyada varlık gösterirken Bahar Kalkanı öncesinde sadece İdlib’e sıkıştığını vurguladı. İdlib, savaş sürecinde nüfusunu 1 milyondan 4 milyona çıkardı ve bu süreçte silahlı gruplar yoğunlaştı.
Harekatın uluslararası boyutu karmaşık bir yapı sergiliyordu. Görücü, Türkiye’yi İdlib’de sıkıştıranların sadece Rusya ve İran olmadığını, Birleşik Arap Emirlikleri’nin de önemli bir aktör olduğunu belirtti. BAE, Türkiye’yi Libya’da da köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu. Esed rejimi, İran destekli milisler ve Rusya’nın hava gücü ile birlikte hareket ediyordu. Görücü, Türkiye’nin Esed rejimiyle değil, bir koalisyonla savaştığını ifade etti.
Astana sürecinin en önemli kazanımlarından biri olarak İdlib’de gözlem noktası kurulması gerektiğini belirten Görücü, Türkiye’nin 2017’de 12 gözlem noktası kurduğunu hatırlattı. Bahar Kalkanı Harekatı’nın öncesinde Türkiye’nin İdlib’de 10 bin asker bulundurduğunu ve bu durumun Cumhuriyet tarihinin en büyük askeri konuşlandırması olduğunu vurguladı.
Rusya ve İran öncülüğündeki koalisyon, Türk gözlem noktalarını kuşatmaya başladı. Türkiye, her sıkıştığında yeni üsler kurarak karşılık verdi. Ancak 27 Şubat 2020’de Rusya’nın İdlib’de Türk askerlerine düzenlediği hava saldırısında 34 asker şehit oldu. Bu saldırının ardından Türkiye’nin verdiği yanıt, karşı tarafı pişman etti.
Bahar Kalkanı Harekatı, 1 Mart 2020’de resmi olarak ilan edildi. Harekat, 5 gün sürdü ve bu süre zarfında Türk SİHA’ları hareket eden hedefleri etkisiz hale getirdi. Görücü, harekatın sonuçlarını değerlendirirken, Esed rejimi ile yapılan bu mücadelenin Cumhuriyet tarihinin en büyük askeri başarılarından biri olduğunu ifade etti.
Harekatın ardından Türkiye, İdlib’deki grupların nefes almasını sağladı. 2020-2024 yılları arasında toprak değişimi yaşanmadı ve bu süreçte HTŞ yeniden yapılandı. Görücü, Türkiye’nin bu süreçteki rolünü değerlendirirken, Türkiye ve Suriyeli muhaliflerin birlikte kazandığını savundu.
Rusya ve İran, Türk SİHA teknolojisinin etkisiyle masaya oturmak zorunda kaldı. Soçi Mutabakatı’nın imzalanmasıyla birlikte, Türkiye’nin askeri gücünün uluslararası alandaki etkisi daha da belirginleşti. Görücü, Bahar Kalkanı’nın Türkiye’nin zafer yıllarının başlangıcı olduğunu ve bu harekatın Türkiye’nin uluslararası ilişkilerdeki konumunu güçlendirdiğini ifade etti.


