İsrail Batı Şeria’da yapay zekayı yıkımlarda kullanıyor
İsrail’in, Batı Şeria’daki arazileri izlemek ve yıkımlara gerekçe oluşturabilecek değişiklikleri belirlemek için yapay zekadan yararlandığı bildirildi.
Yapay zekanın insan yaşamını etkileyen kararlarda kullanılması dünya genelinde etik tartışmaları beraberinde getirirken, İsrail bu teknolojiyi askeri ve idari uygulamalarında kullanmayı sürdürüyor. Araştırmacılar ve insan hakları savunucuları, İsrail’in yapay zekayı yalnızca Gazze’deki hedef belirleme süreçlerinde değil, işgal altındaki Batı Şeria’da gözetim ve zorla yerinden etme politikalarının bir parçası olarak da kullandığını belirtiyor.
Türk medya kuruluşu PalDigital’ın hak savunucuları ve İsrail basınındaki haberlere dayandırdığı çalışmaya göre, İsrail geniş arazileri izlemek ve daha sonra yıkım gerekçesi yapılabilecek değişiklikleri tespit etmek için, İsrailli silah üreticisi Rafael tarafından geliştirilen ImiSight adlı yapay zeka aracından yararlanıyor.
PalDigital’ın temmuz ayında aktardığı bilgilere göre sistem ilk olarak Nakab Çölü’nde, İsrail vatandaşı Filistinli Bedevi topluluklarının yaşadığı bölgelerde kullanıldı. Hükümet tarafından tanınmayan köylerde yaşayan çok sayıda Bedevi, yapı ruhsatı alma konusunda ciddi engellerle karşılaşıyor. Aktivistler, bu politikanın ayrımcı olduğunu ve bölgedeki Bedevi nüfusunu yerinden ederek Yahudi yerleşimlerinin önünü açmayı amaçladığını savunuyor.
Sistem, arazide izinsiz yapı olarak değerlendirilen değişiklikleri belirlediğinde, bazı durumlarda yıkım ekipleri ve buldozerler devreye sokuldu. İsrail’in şimdi aynı yöntemi, Filistinlilerin evlerinin yıllardır yıkıldığı işgal altındaki Batı Şeria’ya taşıdığı bildiriliyor. Yıkımlar, Filistinlilerin ruhsat almasının son derece zor olduğu bölgelerde, yapı mevzuatına aykırılık gerekçesiyle gerçekleştiriliyor.
İsrail Toprak İdaresine bağlı bir uygulama birimi, Nisan 2025’te Batı Şeria’da faaliyet göstermek üzere kuruldu. İsrailli insan hakları kuruluşu Peace Now bu gelişmeyi “ilhak adımı” olarak nitelendirirken, arazi haklarını yöneten kurumun ihlalleri belirlemek için yapay zeka destekli gelişmiş teknolojiler kullandığını açıkladı.
Sömürgeleştirme ve Duvar Direnişi Komisyonunun Belgeleme ve Yayın Birimi Başkanı Amir Daoud, Al Jazeera’ye yaptığı değerlendirmede, yeni birimin kurulmasını planlı bir tırmanış olarak yorumladı. Daoud, Nakab’da Filistinli Bedevilere karşı kullanılan gözetim ve tahliye modelinin işgal altındaki Filistin topraklarına aktarıldığını söyledi. Ona göre, İsrail Toprak İdaresine bağlı bir bölge biriminin Batı Şeria’da çalışması, İsrail’in sivil yönetim mekanizmasının işgal altındaki bölgeye doğrudan taşınması anlamına geliyor.
Al Jazeera’nin konuya ilişkin görüş talebine İsrail ordusu ve ImiSight tarafından yanıt verilmedi.
Uydu görüntüleri daha hızlı işleniyor
ImiSight gibi platformların yanı sıra uydu teknolojisindeki gelişmeler de geniş alanların havadan izlenmesini ve elde edilen görüntülerin daha kısa sürede analiz edilmesini sağlıyor. Filistinli dijital medya ve teknoloji uzmanı Khaled Safi, yapay zekanın geleneksel insan incelemesinden kaynaklanan gecikmeleri azalttığını belirtti.
Safi’ye göre yeni nesil uydular, görüntüleri Dünya’daki veri merkezlerine göndermeden önce yörüngede işleyebiliyor. Güçlü işlemciler ve yapay zeka algoritmaları uyduya entegre edildiğinde sistem; görüntü alabiliyor, değişiklikleri ve önemli nesneleri tespit edebiliyor, ardından yalnızca analiz sonucunu veya öne çıkan verileri Dünya’ya aktarabiliyor.
İsrail basını Ocak 2025’te, ImiSight’ın Toprak İdaresine Nakab’da 10 bin 700 kilometrekareden fazla alanı tarama olanağı sağladığını yazdı. Aynı haberlerde, sistemin İsrail vatandaşı 2 bin 600’den fazla Filistinli Bedevinin zorla tahliye edilmesine katkıda bulunduğu ileri sürüldü.
Yapay zekayla desteklenen bu izleme faaliyetlerinin Batı Şeria’daki yıkımlarla da bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Peace Now ve Kerem Navot, 2010-2022 dönemiyle 2023-2025 dönemini karşılaştırarak, İsrail’in askeri ve idari kontrolündeki Batı Şeria’nın C Bölgesi ile işgal altındaki Doğu Kudüs’teki yıkımların yüzde 80 arttığını bildirdi. Kuruluşlara göre 2023-2025 arasında yılda ortalama 966 yapı yıkıldı. Sadece Ocak-Eylül 2025 döneminde yıkılan Filistin yapılarının sayısı 1288’e ulaştı.
Daoud, algoritmanın geniş alanları tarayarak hedefleri önceliklendirdiğini, yeni değişiklikleri belirlediğini ve uyarı ile yıkım arasındaki süreci hızlandırdığını söyledi. Ancak nihai yerinden etme kararının hükümet tarafından verildiğini, yapay zekanın ise bu kararların uygulanma maliyetini düşürdüğünü vurguladı.
İnsan denetiminin dışlandığı sistem eleştiriliyor
Yapay zeka sisteminin, yasa dışı yerleşim karakollarını istihbarat toplama noktalarına dönüştüren ve yüksek miktarda kamu kaynağı aktarılan yerleşimci devriyelerinden de veri aldığı belirtiliyor. İsrail hükümeti 2023’te yerleşimci devriyelerine 33 milyon şekel, yerleşim karakollarında kullanılmak üzere insansız hava araçları ve kameraların teminine ise 40 milyon şekel ayırdı.
Khaled Safi, savunmasız toplulukların geleceğini insan incelemesi olmadan belirleyen, karar sürecinde insanı devre dışı bırakan otomatik sistemlerin ciddi etik sorunlar doğurduğu uyarısında bulundu. Hayati kararların olasılık hesaplarına, sayılara ve görüntülere indirgenmesinin sorumluluğu belirsizleştirdiğini belirten Safi, bu yöntemle sorumluluğun algoritmaya, kuruma veya tanımlanamayan başka bir unsura aktarılabildiğini söyledi.
Bu uygulamalar, Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerinin genişlediği bir dönemde yürütülüyor. İsrail hükümeti 2023-2025 arasında 40 binden fazla yerleşimci konutu için planları ilerletti ve 185 yeni yerleşim karakolu kurdu. Uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen bu yerleşimlerin genişlemesi sırasında, Batı Şeria’da 118 Filistinli çoban topluluğunun yerinden edildiği bildirildi.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi ve Peace Now verilerine göre, işgal altındaki topraklarda yaklaşık 750 bin İsrailli yerleşimci yaşıyor. Yerleşimci şiddeti de 2025’te 1836 saldırıyla rekor seviyeye ulaştı.
Aynı süreçte C Bölgesi’nde çevrim içi bir arazi sicil sisteminin uygulamaya alındığı belirtildi. Filistinli makamlar ve Sömürgeleştirme ve Duvar Direniş Komisyonu, bu girişimi idari ilhakı tamamlamaya yönelik dijital bir mekanizma olarak nitelendirerek kınadı.
Daoud, sistemdeki çifte standarda dikkat çekerek Filistinlilere ait yapıların erken aşamada tespit edilip hızlandırılmış yıkım sürecine alındığını, buna karşılık yerleşimci karakollarının finanse edildiğini ve altyapı hizmetlerine bağlandıktan sonra geriye dönük olarak yasallaştırılmaya çalışıldığını söyledi.
Safi ise İsrail Batı Şeria’da yapay zekayı kullanıyor olmasının, savunma sanayisi açısından da sonuçlar doğurduğunu savundu. Filistin topraklarının yalnızca bir gözetim alanı olarak görülmediğini belirten Safi, burada geliştirilen ve sahada test edilen algoritmaların daha sonra ticari ürünlere dönüştürülerek küresel pazara sunulabileceği uyarısında bulundu.




