Erdoğan BM kürsüsünde Filistin için dünyaya seslendi

Erdoğan BM kürsüsünde yaptığı konuşmada Gazze’deki insanlık dramını gündeme taşıdı, Filistin’in tanınması ve BM reformu için dünyaya çağrı yaptı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81’inci oturumunda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16’ncı kez BM kürsüsünden dünya kamuoyuna seslendi. Erdoğan, konuşmasının ilk bölümünde Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın iki yıldır Genel Kurul’a katılamamasına tepki gösterdi.

Filistin’in BM üyesi ülkelerin büyük bölümü tarafından resmen tanındığını hatırlatan Erdoğan, Abbas’ın salonda bulunamamasının vicdanları yaraladığını söyledi. Cumhurbaşkanı, Filistin lideri kürsüde yer alamasa da Türkiye’nin özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olmayı sürdüreceğini belirtti. Erdoğan’ın bu sözleri salonda uzun süre alkışlandı ve Filistin’i henüz tanımayan ülkelere kararlarını gözden geçirme çağrısı yapıldı.

Erdoğan BM kürsüsünde Gazze’deki tabloya ilişkin sert ifadeler kullandı. Son üç yılda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 74 bin Filistinlinin İsrail’in saldırılarında hayatını kaybettiğini savunan Erdoğan, bölge halkının enkaz altında yakınlarını aradığını, çok sayıda çocuğun ise uzuvlarını kaybetmesine rağmen hayata tutunmaya çalıştığını dile getirdi.

Gazze’deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70’inden fazlasının çalışmadığını aktaran Erdoğan, bölgenin yalnızca dünyanın en büyük çocuk mezarlığı değil, aynı zamanda çocuklarda uzuv kaybının en yüksek olduğu yer hâline geldiğini söyledi. Gazze’yi çağın en ağır ve utanç verici toplama kampı olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı, ateşkes sonrasında da hayatını kaybeden Gazzelilerin sayısının 1.500’ü aştığını ifade etti.

İsrail hükümetinin işgali sona erdirmeye yanaşmadığını belirten Erdoğan, Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarının yoğunlaştığını, Kudüs’te Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekânlara erişiminin engellendiğini ve Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’nın hedef alındığını söyledi. Bu tablonun yalnızca Türkiye’nin değil, insanlık ve vicdan sahibi herkesin meselesi olduğunu vurguladı.

Konuşmasında Birleşmiş Milletler sisteminin işleyişini de değerlendiren Erdoğan, Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi gerektiğini yineledi. Uluslararası hukukun güçlü ve zayıf ülkelere farklı uygulanmasının kabul edilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı, cezasızlığın normalleştiği bir düzenin sürdürülebilir olamayacağını kaydetti.

Erdoğan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenmenin güçlendirilmesi, açık diplomasi ve iş birliğinin devletler arası ilişkilerin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini söyledi. Gelir adaletsizliğinin ortak kalkınma, dayanışma ve ticari bağlantılarla azaltılabileceğini belirten Erdoğan, teknoloji alanında yeni eşitsizlik duvarları oluşturulmaması ve insan merkezli bir dijital düzen kurulması çağrısında bulundu.

Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan’la savunma alanındaki iş birliğine de değinen Erdoğan, bölgesel sorunlara bölge ülkelerinin katkısıyla çözüm aranması gerektiğini ifade etti. Gazze’nin yeniden inşasına derhâl başlanması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı, İsrail üzerinde daha fazla baskı kurulmasını istedi ve bağımsız, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulacağına inandığını dile getirdi.

Suriye’de yeni bir dönemin başladığını belirten Erdoğan, Cumhurbaşkanı Şaara liderliğindeki ülkenin güvenli ve huzurlu bir geleceğe ilerlemesini desteklediklerini söyledi. Irak’ın devlet otoritesini güçlendirme çabalarına destek verdiklerini aktaran Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere ulaştırma ve enerji alanlarında iş birliğinin sürdüğünü kaydetti.

Rusya-Ukrayna savaşının Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü korunarak sona ermesini arzu ettiklerini belirten Erdoğan, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin sağlanması ve savaşın yayılmasının önlenmesi için taraflarla temasların devam ettiğini açıkladı. Ticari gemilere yönelik saldırıların kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunların iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesini isteyen Erdoğan, Doğu Akdeniz Konferansı önerisinin ortak bir zemin oluşturabileceğini söyledi. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tanınması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulması çağrısında bulundu.

Türkiye’nin savunma sanayisi, dayanıklı ekonomisi ve stratejik konumuyla bölgesinde istikrar unsuru olmayı sürdürdüğünü ifade eden Erdoğan, Avrupa’nın güvenlik mimarisinde Türkiye’nin dışlanamayacağını söyledi. NATO Ankara Zirvesi’nin ortak güvenlik anlayışının göstergesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, Avrupa Birliği ile ilişkilerin bu stratejik bakış doğrultusunda şekillendirilmesini istediklerini kaydetti.

Güney Kafkasya’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış kurulmasını temenni eden Erdoğan, iki ülke liderlerinin çözüm iradesini desteklediklerini ve Ermenistan’la normalleşme sürecini kararlılıkla sürdürdüklerini açıkladı. Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenen bir bölgesel iş birliği modeline dönüştüğünü belirten Erdoğan, Ankara’da düzenlenecek liderler zirvesinin yeni fırsatlar yaratacağını söyledi.

Sudan’daki ateşkes ve barış girişimlerine, Somali’de güvenlik ve kalkınma çalışmalarına destek verdiklerini belirten Erdoğan, Libya’daki uzlaşı sürecinin Libyalıların sahipliğinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin Asya-Pasifik, Latin Amerika ve Karayipler’deki ülkelerle ilişkilerini karşılıklı saygı ve ortak çıkar temelinde geliştirdiğini de sözlerine ekledi.

Konuşmasının son bölümünde iklim krizine dikkat çeken Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerle Pasifik bölgesinin iklim değişikliğinin etkilerini ağır biçimde yaşadığını, ancak gerekli finansmana ulaşmakta zorlandığını belirtti. Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31’de iklim adaletinin öne çıkarılacağını söyleyen Erdoğan, finansman taahhütlerinin yerine getirilmesi ve teknoloji transferinin hızlandırılması gerektiğini vurguladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu