Çağdaş Cahiliye Ortamında Mizah ve Aşağılama Üzerine

Vahdettin İnce, çağdaş cahiliye ortamında mizahın nasıl aşağılamaya dönüştüğünü ele alıyor.

Vahdettin İnce / Star

Vahdettin İnce, vahyin etkisinin zayıfladığı ortamlarda gücün belirleyici bir rol üstlenerek toplumu çağdaş cahiliyeye sürüklediğini vurguluyor. Askerlik döneminde, insanların kaba davranışlarının ve küfür dolu konuşmalarının nedenini anlayamadığını belirtiyor. Ancak zamanla, bu tutumları yadırgayan üniversite mezunu askerlerin bile bu durumu içselleştirdiğini ve benzer davranışlar sergilemeye başladığını gözlemlemiş.

Askeri eğitim, savaş sanatının bir provası olarak tanımlanırken, savaşın duyguların öne çıktığı bir ortam olduğunu ifade ediyor. Stratejik aklın, savaş için bir hedef ve çerçeve çizdiğini, normal hayatta hoş karşılanmayan duyguların bu çerçeve içinde serbest bırakıldığını belirtiyor. Bu bağlamda, savaş ortamında insanların sergilediği davranışların normal hayattan farklı olduğunu ifade eden İnce, İslam’ın savaşın gerektirdiği davranış ve duyguları düzenleyen bir hukuka sahip olduğunu vurguluyor.

İslam ile cahiliye arasındaki ayrım noktası, farklı ortamlarda devreye giren duyguların hukuka tabi olup olmaması olarak tanımlanıyor. Hukukun, aklın bir tedbiri olduğunu ve aklın duyguları kontrol etme yeteneğine sahip olduğunu belirten İnce, ancak aklın da duyguların etkisi altında kalabileceğini ifade ediyor. Bu nedenle, Allah’ın insanları yalnızca akıllarıyla baş başa bırakmadığını, peygamberler aracılığıyla aklı desteklediğini belirtiyor. Cahiliye ortamının ise bu destekten yoksun olduğunu ve sadece aklın ve geleneklerin etkisiyle şekillendiğini dile getiriyor.

Ülkemizde vahiyle olan irtibatın uzun süredir kesik olduğunu, bunun toplumda güçten yoksun kesimlerin aşağılanmasına yol açtığını ifade eden İnce, bu durumun, güçten yoksun olanların namuslarına yönelik saldırılara maruz kalmasına neden olduğunu belirtiyor. Son günlerde yaşanan olaylara örnek vererek, bazı iş insanlarının ve siyasetçilerin bu tür edep dışı davranışlarda bulunduğunu aktarıyor. Bu durumun, hedef alınan kesimin zarar verme imkanından yoksun olduğu düşüncesinden kaynaklandığını vurguluyor.

İnce, İslam’ın herkesin namusuna saygı gösterilmesini, mizahın konusu yapılmamasını öngördüğünü belirtiyor. Mizahın, zekanın bir yansıması olduğunu ve toplumsal yapılar hakkında önemli bilgiler sunduğunu ifade ediyor. Ancak, müstehcen ve hakaret içeren fıkralardan uzak durulması gerektiğini vurguluyor. Zeka eseri nüktedanlığın her toplumda değerli olduğunu, Nasreddin Hoca’nın fıkralarının bu bağlamda nasıl sevildiğini örnek vererek açıklıyor.

Sonuç olarak, İslam’ın etkisinin azaldığı veya yok olduğu ortamlarda mizahın, komedinin iç içe geçtiği bir bataklık haline geldiğini belirtiyor. Bugünkü çağdaş cahiliye ortamının, kokuşmuş bir yapıya sahip olduğunu ifade ederek, bu durumun toplumsal ilişkileri nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu