Trump’ın İran’a Yönelik Seçenekleri: İç Bölünmelerin Etkisi
Trump’ın İran’a yönelik olası askeri müdahale seçenekleri, iç politikadaki bölünmelerle sınırlı kalıyor.
ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri müdahale konusunda tartışmalar yoğunlaşırken, yönetim içinde ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkıyor. Son günlerde, ABD’nin Batı Asya’daki askeri varlığını artırması, Tahran ile iki tur dolaylı görüşme gerçekleştirmesi ve yarın Cenevre’de yapılacak üçüncü tur müzakereler öncesinde, İran’a yönelik bir Amerikan saldırısının ihtimali yeniden gündeme geldi.
Ancak, bu gelişmelere rağmen Washington yönetimi, iç politikada önemli bir çıkmazla karşı karşıya. İran ile savaş ihtimali, hem siyasi hem de güvenlik bürokrasisi içinde derin görüş ayrılıklarına yol açmış durumda. Ayrıca, yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetme riski, Başkan Donald Trump’ın kalan görev süresindeki etkinliğini de doğrudan etkileyebilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
ABD’deki bu ayrışma, yalnızca bir çevreyle sınırlı kalmayıp, siyasi, askeri ve toplumsal düzeyde geniş bir yelpazeye yayılmış durumda. Siyasi alanda, Trump’a yakın isimlerden olan özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’in, İran’a yönelik askeri bir saldırıdan kaçınılması ve diplomasiye fırsat tanınması gerektiği yönünde görüş bildirdikleri belirtiliyor. Axios’un haberine göre, Trump, İran’a saldırma ve nasıl bir yol izlemesi gerektiği konusunda değerlendirmeler yaparken, iki temsilcisi kendisini temkinli olmaya çağırdı.
Öte yandan, İsrail yanlısı sert tutumuyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Trump’ı İran’a karşı askeri operasyon başlatmaya teşvik ediyor ve bazı danışmanlarının İran’ı bombalamaya karşı çıkmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor.
Pentagon cephesinde ise İran ile uzun süreli bir savaşa sürüklenme ihtimali ciddi bir endişe kaynağı olarak öne çıkıyor. Axios’un iki kaynağına dayandırdığı habere göre, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, İran’a yönelik askeri bir kampanyanın yüksek riskler barındırabileceği ve uzun süreli bir çatışmaya dönüşebileceği uyarısında bulundu. Ancak Trump, Truth Social platformunda bu iddiaları reddederek, Caine’in olası bir saldırı durumunda işin kolayca sonuçlanabileceği görüşünde olduğunu savundu.
İsrail merkezli i24 sitesi ise Trump’ın ‘bir günde biten güzel olayları’ sevdiğini, ancak generallerin İran’ın Venezuela olmadığını ve tek gecelik bir bombardımanla sürecin kapanmayacağı uyarısında bulunduğunu aktardı. Haberde ayrıca, ABD’nin Irak ve Afganistan savaşlarından kaynaklanan ‘bitmeyen savaşlar’ travmasını hâlâ taşıdığı ve bu savaşların 20 yılda Amerikan vergi mükelleflerine 8 trilyon dolardan fazla maliyet yüklediği hatırlatıldı. Trump’ın, bu tür çatışmalardan ABD’yi çıkarma vaadiyle seçildiği ve kısa sürede sonuçlanmayacak bir savaşın siyasi ve ekonomik bir yük haline gelebileceğinin farkında olduğu değerlendiriliyor.
Kamuoyu yoklamaları da İran’a yönelik olası bir askeri müdahaleye destek oranının düşük olduğunu gösteriyor. Maryland Üniversitesi tarafından yapılan son ankete göre, Amerikalıların yaklaşık yüzde 50’si İran’a yönelik askeri saldırıya karşı çıkıyor. Sadece yüzde 21’lik bir kesim saldırıyı desteklerken, yüzde 30’luk bir grup ise kararsız olduğunu belirtiyor. Destekleyenlerin yüzde 40’ı Cumhuriyetçi, yüzde 6’sı Demokrat ve yüzde 21’i bağımsız seçmenlerden oluşuyor. Saldırıya karşı çıkanların ise yüzde 25’i Cumhuriyetçi, yüzde 74’ü Demokrat ve yüzde 51’i bağımsızlardan oluşuyor.
İran’a yönelik bir saldırıya toplumsal desteğin sınırlı olması, Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde siyasi sonuçlar doğurabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi durumunda Trump yönetiminin kalan iki yıldaki hareket alanının ciddi biçimde daralabileceği ifade ediliyor. CNN’in yayımladığı bir ankete göre Trump’a genel destek oranı yüzde 36’ya gerilerken, Amerikalıların yüzde 61’i başkanın politikalarının ülkeyi ‘yanlış yöne’ götürdüğünü düşünüyor. Reuters’ın başka bir anketi ise her 10 Amerikalıdan 6’sının Trump’ın yaş ilerledikçe ‘daha değişken ve öngörülemez’ hale geldiğine inandığını ortaya koydu.
Kongre’de de İran’a yönelik olası askeri adım konusunda görüş ayrılıkları yaşanıyor. Basına yansıyan bilgilere göre, Kongre’nin bu hafta Trump’ın yasama onayı olmaksızın İran’a karşı askeri operasyon başlatmasını engellemeye yönelik bir karar tasarısını oylaması gündemde. Demokrat Senatör Tim Kaine ile Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, geçen ay Senato’ya sundukları tasarıda, Kongre açıkça savaş ilan etmedikçe İran’a karşı ‘düşmanca eylemlerin’ başlatılmamasını talep etti. Temsilciler Meclisi’nde ise Cumhuriyetçi Thomas Massie ve Demokrat Ro Khanna benzer bir tasarıyı oylamaya sunmayı planlıyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında, Trump, hem ara seçimlerde çoğunluğu kaybetme riski hem de Kongre’nin askeri yetkilerini sınırlamaya yönelik girişimleri nedeniyle çok boyutlu siyasi baskılarla karşı karşıya. Eski ABD’li diplomat Aaron David Miller, yaşanan durumu ‘Bu, onun kendi yarattığı bir kriz’ sözleriyle değerlendirdi. İran’a yönelik olası bir savaş kararının, iç siyasi dengeler ve seçim hesapları çerçevesinde şekillenip şekillenmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.




