İsrail, Ateşkese Rağmen Lübnan’a Hava Saldırılarına Devam Ediyor

İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarına devam ediyor. Saldırılarda can kaybı ve yaralanmalar yaşandı.

LÜBNAN – İsrail ordusu, ABD aracılığıyla sağlanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’ın güneyine yönelik hava saldırılarına devam ediyor. Son saldırılarda bir kişi hayatını kaybederken, birçok kişi de yaralandı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, sivillerin hedef alındığına dair iddiaların bağımsız bir şekilde araştırılmasını talep ediyor.

İsrail, son günlerde özellikle Nebatiye, Bint Cubeyl ve Sur çevresinde insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği saldırılarla bölgedeki gerilimi artırdı. Lübnan makamları, bu saldırıların yerleşim alanlarını hedef aldığını ve sivillerin can kaybına uğradığını bildirdi. İsrail ise saldırdığı kişilerin Hizbullah üyesi olduğunu iddia ediyor.

Ateşkes ve müzakerelerin sağlanmasına yönelik ABD’nin girişimleri sürerken, bu saldırıların devam etmesi dikkat çekiyor. Diplomatik görüşmelerin yanı sıra sahadaki askeri operasyonlar, ateşkesin sürdürülebilirliği konusunda ciddi endişelere yol açıyor. ABD’nin, anlaşmanın uygulanmasını izlemek üzere bölgeye askeri ve diplomatik bir heyet gönderdiği bildiriliyor.

Uluslararası Af Örgütü, yayımladığı raporda, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde gerçekleştirdiği ve çoğu çocuk olan sivillerin hayatını kaybettiği üç hava saldırısının savaş suçu olarak soruşturulması gerektiğini belirtti. Mart ayında gerçekleştirilen bu saldırılarda 24 sivilin hayatını kaybettiği, bunlardan 12’sinin çocuk olduğu ve bazı ailelerin tamamen yok olduğu ifade edildi. Raporda, sivillerin korunmasına ilişkin uluslararası insancıl hukuk kurallarının ihlal edilmiş olabileceği vurgulandı.

Lübnan Cumhurbaşkanı, ülkesinin haklarından vazgeçmeyeceğini belirterek, İsrail’in saldırılarının durdurulması gerektiğini ifade etti. Beyrut yönetimi, diplomatik yollarla çözüm arayışını sürdürürken, İsrail’in ateşkesi ihlal eden operasyonlarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini savunuyor.

Gazze’deki çatışmaların yanı sıra Lübnan’daki saldırılar, Orta Doğu’daki güvenlik krizinin henüz sona ermediğini gösteriyor. Uzmanlar, Lübnan sınırındaki her yeni saldırının Hizbullah ile İsrail arasında daha geniş çaplı bir çatışmayı tetikleme riskini artırdığına dikkat çekiyor. Son haftalarda zaman zaman ateşkes ilan edilse de karşılıklı saldırılar tamamen sona ermiş değil.

Gazze… Ardından Lübnan… Yarın belki başka bir İslam beldesi… Değişen sadece coğrafyanın adı; değişmeyen ise bombalar, gözyaşları ve dünyanın derin sessizliği. Ne zaman İsrail yeni bir saldırı gerçekleştirse, dünya başkentlerinden birbirinin kopyası açıklamalar geliyor: “Endişeliyiz…” “İtidal çağrısı yapıyoruz…” “Pişmanlık duyuyoruz…” Ama bu sözler, bir tek bombayı durdurmaya yetmiyor. Sorun açıklamaların yetersizliği değil; iradenin yokluğudur. Bugün Lübnan vuruluyor. Dün Gazze vuruluyordu. Daha önce Suriye, Irak, Yemen… Coğrafyalar değişiyor ama senaryo değişmiyor. Mazlum hep aynı. Zulüm de aynı. Bir Müslüman olarak şunu unutmamalıyız: Zulüm sadece tetiği çekene ait değildir. Zulme sessiz kalan, onu normalleştiren ve görmezden gelen de tarihin vicdanında sorgulanacaktır. Kur’an-ı Kerim, “Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size de ateş dokunur.” (Hûd, 11/113) buyururken, bize sadece zalim olmamayı değil, zalime karşı tavır almayı da emrediyor. Bugün Lübnan’ın semalarında yükselen duman, aslında insanlığın vicdanından yükselen kara dumandır. Mesele sadece bir ülkenin bombalanması değildir. Mesele, uluslararası hukukun güçlülerin elinde nasıl eğilip büküldüğünü, insan haklarının nasıl çifte standarda dönüştüğünü ve mazlumun kanının nasıl değersizleştirildiğini bir kez daha görmemizdir. Eğer adalet sadece güçlüye hizmet ediyorsa, adına adalet değil, çıkar düzeni denir. Ve bilinmelidir ki hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmez. Tarih; Firavunları, Nemrutları ve nice zalimleri nasıl kaydettiyse, bugünün zalimlerini de aynı satırlara yazacaktır. Geride ise sadece şu soru kalacaktır: Bombalar yağarken siz hangi taraftaydınız?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu