Kâfirler, Kıyâmet Günü Huzurumuza Çıktıklarında Şaşıracaklar
Kâfirler, kıyamet günü huzurumuza çıktıklarında şaşkınlık içinde kalacaklar. Bugün ise zalimler sapkınlık içindedir.
Kâfirler, kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıktıklarında öyle bir işitme ve görme deneyimi yaşayacaklar ki, bu durum onların pişmanlık duymalarına neden olacaktır. Ancak şu an için zalimler, açık bir sapkınlık içinde yaşamaktadırlar.
O gün, insanların pişmanlık duyacakları bir gün olarak tasvir edilmiştir. Kâfirler, o gün her şeyin sona erdiğini, işlerin tamamlandığını anlayacaklardır. Fakat şu anda gaflet içinde yaşamaya devam etmektedirler ve iman etmemektedirler.
Allah, kendisini inkâr eden ve Hz. İsa’nın O’nun oğlu olduğunu iddia eden kâfirlerin durumunu şöyle ifade eder: Dünyada hakka ve Allah’ın varlık birliğine karşı kör olanlar, peygamberlerin davetlerine kulak tıkayanlar, o gün huzura çıktıklarında ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaklardır. Fakat o gün işitip görmeleri, onlara hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü Allah’a yakışmayan şeyleri O’na isnat eden kâfirler, açık bir sapkınlık içindedirler ve hallerinin nereye varacağını düşünmemektedirler.
Peygamber Muhammed’e, Allah’a ortak koşan müşrikleri, kıyamet günü pişmanlık duyacakları konusunda uyarması emredilmiştir. O gün, Allah yarattıklarını yargılayacak ve aralarında hüküm verecektir. Bazı insanlar cennete girecek, diğerleri ise cehenneme sürüklenecektir. Bugün ise müşrikler, kıyamet gününün korkunç hallerinden habersizdirler ve Allah’a ve âhiret gününe iman etmemektedirler.
Kâfirlerin, o büyük günün getireceği sonuçları er geç görecekleri gerçeği karşısında vay haline. Kıyâmet günü, kaybedilen fırsatlar ve cennet özlemi ile dolu bir gün olacaktır. Ancak şu anda, bu korkunç gün hakkında gaflet içindedirler. Peygamberim, onları bu gafletlerinden uyandırmalısın. O gün geldiğinde, ‘Eyvah! Yazıklar olsun bize!’ diyerek dövüneceklerdir. Kaybettikleri fırsatlar için pişmanlık duyacaklardır.
O gün, ‘Keşke böyle bir hayat sürmeseydim. Keşke gaflet içinde olmasaydım. Keşke Rabbimin uyarılarına kulak verseydim. Yazıklar olsun bana!’ diyeceklerdir. Ancak bu pişmanlıkları, onlara hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bu nedenle, Rabbimiz onların bu gün gelmeden önce uyanmalarını istemektedir.
Ayette geçen ‘büyük gün’ ifadesinin belirsiz bırakılması, o günün olağanüstü önemini vurgulamaktadır. O gün, insanlar, cinler ve melekler büyük bir toplantıda bir araya geleceklerdir. Bu toplantı, kâfirlerin Allah’a atfettikleri düzmece ortakların huzurunda gerçekleşecektir. Ayetlerin devamında, kâfirlerin dünyadayken doğru yola iletecek kanıtlara kayıtsız kalmaları kınanmaktadır. Oysa o büyük günde, kulakları herkesten daha iyi işiten ve gözleri herkesten daha keskin gören kimseler olacaklardır.
İfade o kadar canlıdır ki, sanki o gün ile onların iman etmemeleri arasında hiçbir zaman aralık yoktur. O gün, yeryüzündeki tüm varlıklar, yüce Allah’a dönecek ve O’nun mülküne gireceklerdir.




