İffet ve Tesettür Bilincinin Modern Hayattaki Önemi
İffet ve tesettür bilinci, modern yaşamda bir giyim tarzından öte, derin bir hayat felsefesi sunmaktadır.
SÜLEYMAN GÜLEK / Yeni Akit
Günümüz dünyası, bireylere sunduğu sınırsız seçenekler ve sürekli bir görünürlük baskısıyla şekilleniyor. Sosyal medya, reklamlar ve görsel içerikler, insanları adeta bir beden ve imaj kültürüne yönlendiriyor. Bu bağlamda, İslami bir kavram olan iffet ve tesettür, sadece basit bir örtünme kuralının ötesinde, derin bir kimlik ve içsel özgürlük manifestosu olarak karşımıza çıkıyor.
Tesettür: İnsan Onurunun Koruyucusu: Modern kapitalizm, insan bedenini de dahil ederek her şeyi pazarlanabilir bir meta haline getirmeyi amaçlıyor. Bu sistemde birey, sürekli olarak beğenilme ve talep edilme kaygısıyla, kendisini bir ürün gibi sunmaya zorlanıyor. Tesettür, bu duruma karşı bir isyan olarak ortaya çıkıyor: “Ben bir tüketim nesnesi değilim. Benim değerim, dış görünüşümde değil, Yaratıcımın katındaki takvamda.” Bu, pasif bir saklanmaktan ziyade, bilinçli bir kendini tanımlama ve pazarlama anlayışına karşı bir duruş sergilemek anlamına geliyor. Tesettür, bireyi geçici trendlerden kurtarıp, kalıcı ve anlamlı bir değerler sistemine bağlıyor.
İffet: Dijital Dünyada Vicdanın Rehberi: İffet kavramı, modern zamanlarda en çok aşındırılan değerlerden biri haline gelmiştir. Ancak iffet, yalnızca fiziksel bir örtünme değil; bakış, söz, davranış ve niyetin de edebidir. Sosyal medyanın sunduğu anonim iletişim olanakları, mahremiyet sınırlarını kaldırarak ilişkileri belirsiz hale getiriyor.
İffet bilinci, bu dijital karmaşa içinde bir pusula işlevi görüyor. “Her an Allah’ın huzurunda olduğum” bilinciyle, sanal ortamda yapılan paylaşımlar ve mesajlar bu ölçüde değerlendirilmelidir. Bu anlayış, bireyi modern dünyanın “her şey serbest” anlayışının getirdiği anlam kaybından ve karmaşadan koruyan bir iç denetim mekanizması oluşturuyor. Peki, modern hayatın bu baskıcı koşulları altında iffet ve tesettür bilinci ne anlama geliyor?
1. Tesettür: Bir Duruş ve Kimlik: Modern kapitalist sistem, bedeni ve imajı en önemli tüketim nesneleri haline getirmiştir. Tesettür, bu sisteme karşı bir itirazdır. “Ben metalaştırılmak istemiyorum” demenin en belirgin ifadesidir. Bu, bireyi iç dünyasına, aklına ve ruhuna odaklanmaya davet eder. Modern dünyanın “görün” emrine karşı, “ben, olduğum gibi, Yaradanımın istediği şekilde varım” diyen bir bilinçtir.
2. İffet: Kalbin ve Davranışların Koruyucusu: İffet, sadece bedeni örtmekle kalmaz; aynı zamanda göz, dil, kalp ve niyetin de korunmasını sağlar. Modern iletişim araçlarıyla sınırların belirsizleştiği bir çağda, iffet bilinci ilişkilerde bir ölçü ve edep getirir. Bu, bireyi her an Rabbi’nin huzurunda olduğu bilinciyle, ilişkilerini düzenlemeye yönlendirir.
3. Özgürlük Alanı: Modern Baskıya Direniş: Modernite, “istediğini giyin, istediğin gibi yaşa” sloganıyla özgürlük vaat ederken, aslında tek tip bir güzellik anlayışını dayatmaktadır. Tesettür, bu dayatmaya karşı gerçek bir özgürlük alanı sunar. Bireyi, moda endüstrisinin sürekli değişen ve ulaşılması güç standartlarından kurtarır. Bu sayede, birey kendi benliğini geçici trendlere değil, kalıcı değerlere bağlayabilir.
4. Zorluklar ve İmtihanlar: Bu bilinçle yaşamak, modern dünyada bazı zorlukları da beraberinde getirir. İş hayatında önyargılarla karşılaşmak, medyada yanlış temsillerle mücadele etmek ve “çağdışı” gibi etiketlenmek gibi durumlarla karşılaşmak mümkündür. Ancak bu zorluklar, bireyin bilincini güçlendiren ve niyetini sorgulamasına sebep olan imtihanlardır.
5. Sağlam Bir Kimlik İnşası: Sonuç olarak, modern hayatta iffet ve tesettür bilinci, sağlam bir kimlik inşasıdır. Kime, neye ve niçin ait olduğunu bilen, bu aidiyetten güç alan bir benlik oluşturur. Bu, içe kapanma değil; tam aksine, dünyaya kendi değerleriyle katılma halidir. Toplumsal hayatta, iş yerinde, sanatta ve bilimde İslami bir duruşla varlık gösterebileceğimizi gösterir.
Sonuç: Modern çağ, Müslüman bireylerden, özellikle de iffet ve tesettür bilincine sahip kadın ve erkeklerden, bu anlayışı sadece bir giyim tarzı olarak değil, derin bir yaşam felsefesi olarak benimsemelerini bekliyor. Bu, dışarıdan gelen baskılara karşı olduğu kadar, içsel gevşemelere ve anlam kaybına karşı da sürekli bir uyanıklık, öz farkındalık ve irade eğitimi gerektirir. İffet ve tesettür, modern dünyanın karmaşası içinde, sakin ve kendinden emin bir sığınak olabilir. Önemli olan, bu sığınağın kapısını dış dünyanın dayatmalarına ve içsel zaaflara karşı sürekli açık tutan sağlam bir irade ve köklü bir bilinç oluşturmaktır. Çünkü gerçek örtü, kumaştan değil, takvadan oluşur.




