Enerjide Yeni Maliyet Dalgalanması, Türkiye’yi Zorluyor

Brent petrol fiyatlarının artışı, Türkiye’nin enerji maliyetlerini ve enflasyonunu tehdit ediyor. Yıllık ek maliyet 20 milyar doları bulabilir.

Brent petrolün varil fiyatının 120 dolara yaklaşması, Türkiye’nin enerji maliyetleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bu durum, enflasyon ve cari açık gibi ekonomik göstergeleri olumsuz etkiliyor. Analistlerin hesaplamalarına göre, petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere göre oluşan 52 dolarlık farkı, Türkiye’ye yıllık yaklaşık 20,8 milyar dolarlık ek maliyet getirebilir. Bu hesaplama, petrol fiyatındaki her 1 dolarlık artışın Türkiye’nin enerji faturasına yıllık yaklaşık 400 milyon dolarlık yük bindirdiği varsayımına dayanıyor. Eğer 450 milyon dolarlık bir çarpan kullanılırsa, bu maliyet 23,4 milyar dolara kadar çıkabiliyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, Türkiye’nin enerji ithalatı üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirildiğinde daha da belirgin hale geliyor. Türkiye’nin enerji ithalatı faturası, 2026 yılının ocak ayında 5 milyar 130 milyon dolar, şubat ayında ise 4 milyar 914 milyon dolar olarak hesaplandı. Yılın ilk iki ayında enerji ithalatı için toplamda yaklaşık 10 milyar dolarlık ödeme yapıldığı görüldü. Şubat ayında toplam ithalatın 30 milyar 80 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiği göz önüne alındığında, ithalat faturasının yaklaşık altıda birinin enerji kaynaklı olduğu anlaşılmakta. Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki her artışın yalnızca akaryakıt fiyatlarına değil, aynı zamanda dış ticaret dengesi, döviz ihtiyacı ve enflasyon görünümüne de doğrudan yansıdığını vurguluyor.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun Aralık 2025 Petrol Piyasası Sektör Raporu, Türkiye’nin petrol ve petrol ürünleri ithalatında dışa bağımlılığının devam ettiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, Türkiye’nin toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatı yıllık bazda yüzde 8,2 artarak 4 milyon 539 bin 836 tona ulaştı. Ham petrol ithalatı yüzde 18 artışla 2 milyon 923 bin 92 tona, motorin türleri ithalatı ise yüzde 7,6 yükselişle 1 milyon 240 bin 30 tona çıktı. En fazla ham petrol ve petrol ürünü ithalatı 2 milyon 158 bin 624 tonla Rusya’dan yapılırken, Irak 852 bin 937 tonla ikinci, Kazakistan ise 426 bin 754 tonla üçüncü sırada yer aldı.

Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye için enerji ithalatı, cari denge ve enflasyon kanalları üzerinden izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Duran, “Brent petrolde savaş öncesi seviyelere kıyasla oluşan 52 dolarlık farkın bir yıl boyunca sürmesi, 20,8 milyar dolarlık yıllıklandırılmış maliyet anlamına geliyor. Daha yüksek çarpanlarla bu rakam 23 milyar doları geçebilir. Ancak bu, bugüne kadar oluşmuş doğrudan bir fatura değil, fiyatların yıl boyunca aynı düzeyde kalması halinde ortaya çıkacak teorik bir yük” şeklinde konuştu. Duran, piyasaların Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatın ne ölçüde normale döneceği ve ABD-İran geriliminin düşüp düşmeyeceği konularına odaklanacağını da sözlerine ekledi.

Pazarlama-İşletme ve Lojistik Uzmanı Volkan Soykan, petrol fiyatlarındaki artışın yalnızca enerji ithalatı ile sınırlı kalmayıp, şehir içi lojistikten gıda sevkiyatına, sanayi üretiminden ihracat maliyetlerine kadar geniş bir etki alanı olacağını vurguladı. Soykan, “Ham petrol fiyatları yükseldikçe rafineri maliyetleri, motorin ve benzin fiyatları, kara taşımacılığı ve dağıtım giderleri de aynı zincir içinde yukarı yönlü baskı altında kalıyor” ifadelerini kullandı.

Türk ekonomisine dair vatandaşları ilgilendiren bir diğer önemli konu ise bankacılık sektörüne ilişkin son tahmin ve veriler. Fitch’in Türk bankalarına yönelik değerlendirmesi, 2026 sonu için dolar/TL’de 49,5, takipteki kredi oranında ise yüzde 3,4 seviyesini baz senaryo olarak alıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu