Türkiye’nin Yeni Ticaret Koridoru İsrail’de Endişe Yarattı

Türkiye ve Suudi Arabistan, Körfez’den Avrupa’ya yeni bir ticaret koridoru oluşturuyor. İsrail bu durumu endişeyle izliyor.

İsrail’in önde gelen yayın organlarından Yediot Aharonot, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Körfez ülkelerini Suriye ve Ürdün üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir kara ulaşım ve ticaret koridoru için yoğun çaba sarf ettiğini bildirdi. Haberde, bu projenin İsrail’i devre dışı bıraktığı ve Tel Aviv’in desteklediği Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ile rekabet içinde olduğu ifade edildi.

Önerilen koridor, İsrail topraklarını tamamen bypass ederek Suriye ve Ürdün üzerinden Türkiye’ye ulaşacak bir lojistik hat oluşturmayı hedefliyor. Bu sayede Asya ile Avrupa arasındaki mal taşımacılığı, İsrail ve Hayfa Limanı’na bağımlı olmaksızın gerçekleştirilebilecek.

Haberde, projenin ortaya çıkmasında bölgedeki deniz ticaret yollarındaki güvenlik krizlerinin etkili olduğu vurgulandı. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimler ve Bab el-Mandeb çevresindeki saldırılar, ülkeleri alternatif kara koridorlarına yönlendiren temel etkenler arasında gösterildi.

Gazete, Ankara, Riyad ve Şam yönetimlerinin Körfez’i Avrupa’ya bağlayacak alternatif bir hat için bölgedeki gelişmeleri fırsata çevirmeye çalıştığını belirtti. Bu girişimin, İsrail’in Asya-Avrupa ticaret merkezi olma hedefini zayıflatabileceği değerlendirildi.

Proje, bu hafta önemli bir aşamaya geçti. Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu ile Suudi Arabistan Ulaştırma ve Lojistik Bakanı Salih el-Cesser, 9 Haziran 2026’da Riyad’da gerçekleştirdikleri görüşmede demiryolları ve lojistik alanında iki ayrı mutabakat zaptı imzaladı.

Planlanan koridor, 1908’de Şam ile Medine’yi birbirine bağlayan tarihi Hicaz Demiryolu’nun bazı bölümlerinin modernize edilerek yeniden canlandırılması fikrine dayanıyor. Bu hat, günümüzde Körfez ülkeleri ile Türkiye ve Avrupa arasında yeni bir tedarik zinciri omurgası olarak tasarlanıyor.

Orta Doğu’daki deniz yollarının küresel ticaret açısından kritik öneme sahip olduğu belirtilirken, dünya petrol taşımacılığının yaklaşık yüzde 20’sinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiği hatırlatıldı. Babülmendep ve Süveyş hattındaki riskler ise ülkeleri kara koridorlarına yönlendiren en önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Projeye göre Türkiye, Asya, Avrupa ve Orta Doğu arasında stratejik bir lojistik merkez olma hedefine ulaşmayı amaçlıyor. Ayrıca Körfez ülkeleriyle ticaret hacminin artırılması ve taşımacılık maliyetlerinin düşürülmesi de planın ekonomik boyutunu oluşturuyor.

Yediot Aharonot, bu yeni koridorun İsrail’in bölgesel ticaret planlarında merkez ülke olma hedefini zayıflatabileceğini öne sürdü. Haberde, IMEC projesi ile Türk-Suudi girişiminin rekabetinin önümüzdeki dönemde daha belirgin hale geleceği yorumuna yer verildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu