Aday Memurların Kazanımları: Geri Alınamaz Haklar Mıdır?
Aday memurların adaylık döneminde elde ettikleri kişisel kazanımların hukuki durumu ve geri alınabilirliği üzerine önemli değerlendirmeler.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 54. maddesi, devlet memurluğuna girmek isteyenlerin, sınavlarda başarılı olmaları durumunda, başarı listesine göre memur adayı olarak atanacaklarını belirtmektedir. Aday memurun adaylık süresi bir yıldan az, iki yıldan fazla olamaz ve bu süre zarfında başka kurumlara nakil işlemi yapılamaz.
Kanunun 55. maddesi, aday olarak atanan memurların, öncelikle tüm memurlar için ortak olan temel eğitime, ardından ilgili sınıf için hazırlayıcı eğitime ve staja tabi tutulmalarını şart koşmaktadır. Devlet memuru olarak atanabilmeleri için bu eğitimlerde başarılı olmaları gerekmektedir. Temel eğitim ve hazırlayıcı eğitim aynı kurumda gerçekleştirilir ve eğitim süreleri ile programları Cumhurbaşkanlığı tarafından belirlenecek bir yönetmelikle düzenlenir.
56. madde ise, adaylık süresi içerisinde başarısız olanlar, birden fazla uyarı veya kınama cezası alanlar ile aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların, disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerinin kesileceğini belirtmektedir. İlişikleri kesilen aday memurlar, sağlık nedenleri dışında üç yıl boyunca Devlet memurluğuna alınmazlar.
Adaylık sürecinde elde edilen kişisel kazanımların değerlendirilmesi, yargı kararlarıyla belirlenen önemli ilkeleri içermektedir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 26 Eylül 1952 tarihli kararında, kanunsuz bir yükselme işleminden sonra, aynı memur hakkında kanuna uygun yükselmelerin yapılması durumunda, idarenin kanunsuz yükselmeyi geri almasının uygun görülmeyeceği ifade edilmiştir.
Danıştay Beşinci Dairesi’nin 9 Ekim 1997 tarihli kararında ise, sağlanan korumanın kamu yararı ve kamu düzeni ile sınırlı olduğu, hukuka aykırı işlemin düzeltildiği tarihe kadar kişisel kazanımlarla sınırlı kalınması gerektiği vurgulanmıştır. Yani, hukuka aykırı bir işlemle elde edilen statü, kamuya yönelik sonuçlar doğuruyorsa korunmayacak, ancak idarenin hatalı işlemi düzeltilinceye kadar elde edilen kişisel kazanımlara dokunulmayacaktır.
Bu çerçevede, memurun asaleti tasdik edildikten sonra, yargı kararıyla atama işlemi iptal edilse bile, kişinin o güne kadar elde ettiği asli memurluk statüsü bir kazanım olarak kabul edilmektedir. Eğer kişi daha sonra aynı veya benzer unvanla tekrar memuriyete girerse, yeniden aday memur yapılmasına gerek kalmayacaktır. Danıştay 5. Dairesi’nin kararına göre, hukuka aykırı işlemlerle elde edilen yetkiler sürdürülemezken, kişisel kazanımlar geri alınamaz. Bu nedenle, daha önce asaletinin tasdik edilmiş olması bir kazanılmış hak olarak değerlendirilmelidir.



