Mekke İttifakı: Üçlü Anlaşmanın Bölge Üzerindeki Etkileri

Mekke’de imzalanan üçlü anlaşma, bölgedeki güvenlik dinamiklerini nasıl etkileyecek? Detaylar haberimizde.

Ortadoğu, tarihi bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Savaş sonrası Irak ve Suriye, İran’ın etkisinden kurtulmaya çalışırken, İsrail, komşularına yönelik yayılmacı politikalarını sürdürmekte. Bölgedeki enerji hatları ve ticaret koridorları için kıyasıya bir rekabet yaşanıyor.

Amerika Birleşik Devletleri, İran ile olan çatışmayı sona erdirmek için çaba sarf ederken, Suudi Arabistan gibi Arap müttefiklerini İsrail ile normalleşmeye teşvik eden İbrahim Anlaşmaları’nın imzalanmasını sağlıyor. Ancak, İran’ın füze saldırılarına maruz kalan Körfez ülkeleri, ABD’nin sağladığı güvenlik garantilerinin yetersiz olduğunu giderek daha fazla anlamaya başlıyor.

Güvenlik ve Savunma Ortaklığı

Bu dönemde Türkiye, Suriye’deki yeni yönetime destek verirken, Irak ve Körfez ülkelerini Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi’ni geliştirmek için işbirliği yapıyor. Gazze Şeridi ve İran’daki savaşların sona ermesi için müzakerelerde aktif rol alıyor. Ayrıca, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan ile savunma işbirliği konusunda görüşmelerin sürdüğü bilgileri de gündeme geliyor.

Geçtiğimiz Cuma günü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke’de üçlü bir savunma ortaklığı anlaşmasına imza attı. Bu anlaşmanın, güvenlik ve savunma işbirliğini güçlendireceği, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkıda bulunacağı ifade ediliyor.

5. Madde ve İşleyişi

Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahipken, Pakistan nükleer silaha sahip tek Müslüman ülke ve Suudi Arabistan ise petrol zengini bir devlet. Bu üç ülkenin savunma ortaklığı, NATO’nun 5. maddesine benzer bir taahhüt içermesi açısından dikkat çekiyor. Bu madde, bir ülkeye yapılan saldırıyı tüm üyeler için geçerli sayarak diğer ülkelerin yardım etmesini öngörüyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, anlaşmanın detaylarına dair yaptığı açıklamada, 5. maddenin devreye girmesi için üye ülkelerin çağrıda bulunması gerektiğini, istihbarat, lojistik ve askeri destek taleplerinin duruma göre yapılabileceğini belirtti. NATO tarihinde 5. madde, yalnızca 11 Eylül 2001’de ABD’ye yönelik gerçekleştirilen El Kaide saldırıları sonrasında işletilmiştir.

Kızıldeniz’deki Tehditler

Taraf ülkeler, ittifakın hiçbir ülkeyi hedef almadığını vurgulasa da, bölgedeki jeopolitik durum dikkat çekiyor. Pakistan, Hindistan ile sürekli bir rekabet içinde. Suudi Arabistan, Hürmüz krizi ile boğuşurken, Kızıldeniz’de İran destekli Yemenli Husilerin artan tehditleriyle karşı karşıya kalıyor.

Bakan Fidan, Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e açılan Kızıldeniz’in açık kalmasının Türkiye’nin ticari çıkarları açısından kritik olduğunu, bu nedenle askeri tartışmalara katılmanın doğal olduğunu ifade ediyor. Türkiye, aynı zamanda Ukrayna savaşına çözüm arayışında bulunurken, Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi ve İsrail’in oluşturduğu tehditlere karşı caydırıcılığını artırmayı hedefliyor.

İsrail ve İran’dan Tepkiler

Mekke İttifakı’nın Mısır ve diğer ülkelere açık olduğu da belirtiliyor. Mısır, Katar ve Kuveyt gibi ülkelerin ittifakın işleyişi ve yük paylaşımını daha net görmek istedikleri ifade ediliyor. Hem İsrail hem de İran, anlaşmaya benzer tepkiler veriyor. İsrail’in ‘Jerusalem Post’ haber sitesinde, İbrahim Anlaşmaları’nın Suudilere Mekke İttifakı’ndan daha fazla fırsat sunacağına dair yorumlar yer alıyor. Ayrıca, Suudi Arabistan’ın ABD garantilerine olan güveninin azaldığına dair bir uyarı yapıldığı belirtiliyor.

İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, üçlü ittifaktan endişe duymadıklarını belirtirken, anlaşmanın ABD merkezli güvenlik anlayışına duyulan güvensizliğin bir göstergesi olduğunu savundu.

Dikkat Çeken Gelişmeler

Amerika Birleşik Devletleri’nden anlaşmayla ilgili resmi bir açıklama gelmezken, Amerikan Temsilciler Meclisi üyesi Joe Wilson, Mekke anlaşmasını Başkan Trump’ın Ortadoğu’da barış ve refahı teşvik etme çabalarının bir başarısı olarak nitelendirdi. ABD’nin ortaklarından daha fazla yük paylaşımı talep ettiği bir ortamda, bu üç müttefikin caydırıcılık ve savunma güçlerini artırma çabası çelişkili bir durum olarak değerlendirilmiyor. Mekke İttifakı’nın bölgedeki güvenlik yapısına katkıları ve olası riskleri, önümüzdeki günlerde daha fazla tartışılacak gibi görünüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu