Azap Gelmeden Önce Elçi Gönderilseydi Ne Olurdu?
Azap gelmeden önce bir elçi gönderilseydi, insanların pişmanlıkları ve mazeretleri üzerine düşünceler.
Eğer biz onları bundan (peygamberden veya Kur’an’dan) önce bir azapla helâk etseydik, şüphesiz şöyle diyeceklerdi: ‘Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de, böyle zillete düşmeden ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık ya!’ (Taha: 134)
Kur’an’da yer alan bu ayet, insanların azapla karşılaşmadan önce bir peygamberin kendilerine gönderilmesini istemeleri gerektiğini vurguluyor. Eğer bir elçi gelmiş olsaydı, insanlar ona yönelerek Allah’a kulluk edebilir, böylece helak olmaktan kurtulabilirlerdi. Şimdi ise elçimiz geldi ve insanlar bu fırsatı değerlendirmelidir. Ancak, bu çağrılara kulak vermek yerine, birçok kişi hala inkar etmeye devam ediyor.
Bugün, bizler de bir elçi bekliyor muyuz? İşte elçi, işte Kur’an. Eğer şu an içinde bulunduğumuz zorlukların kaynağını araştırıyorsak, bunu yalnızca kendimize mal etmemiz gerektiğini unutmamalıyız. Bu durumdan kurtulmanın yolu, Allah’a teslim olmaktan geçmektedir.
Bu ayet, kâfirlerin inatçı tutumlarını ve peygamberlerin kendilerine ulaşmasına rağmen inançsızlıklarını sürdürdüklerini göstermektedir. Ayetlerin kendilerine okunmasına rağmen, bu kişiler rezil olmaktan kaçınmamışlardır. Bu durum, onların kesin akıbetlerinin bir yansımasıdır. Ahirette, böyle bir durumda “Ya Rabbi, bize bir peygamber gönderseydin” diyeceklerdir. Ancak artık bu tür bir mazeret ileri süremezler.
Zemahşerî, ayette geçen “ondan önce” ifadesinin iki anlama gelebileceğini belirtmektedir: Birincisi, Hz. Muhammed’in peygamber olarak gönderilmesidir; ikincisi ise Kur’an’ın indirilmesidir. Her iki durumda da sonuç aynıdır; Allah, insanlara rehberlik edecek bir delil sunmadan onları cezalandırmamıştır.
İlahi adalet ilkesi gereği, Allah, insanlara bir elçi göndermeden onları cezalandırmış olsaydı, insanların haklı bahaneleri olabilirdi. Bu ayet, aklın tek başına iyi ve kötü arasında doğruyu bulmada yetersiz olduğunu, dini hükümlerin ve peygamberliğin insanları bağlayan esas unsur olduğunu ortaya koymaktadır. Peygamber gelmeden verilen bir ceza, insanların “Bilmiyorduk, uyarılsaydık yapardık” demesine yol açabilirdi. Ancak Allah, peygamber göndererek bu durumu engellemiştir.
Zemahşerî, ayetteki “keşke” ifadesinin, insanların ahiretteki çaresizliklerini ve dünyadaki inatçılıklarını özetlediğini vurgulamaktadır. Tâhâ 134, Allah’ın kullarına asla zulmetmediğini ve onlara doğru yolu seçmeleri için her türlü imkanı sağladığını göstermektedir. Peygamber geldikten sonra, kimsenin “Ben duymadım, bilmiyordum” deme hakkı kalmamıştır.




