Batı Şeria’da İsrail’den yeni toprak gaspı adımı
Batı Şeria’da İsrail toprak gaspı politikası sürüyor. Gush Shilo bölgesinde 1.665 dönümlük alan, yeni yerleşim ve konut projelerine açılıyor.
İsrail, işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da yerleşim alanlarını büyütmeye yönelik adımlarına bir yenisini ekledi. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in açıkladığı kararla, Batı Şeria’nın merkezindeki Gush Shilo bölgesinde bulunan Kida ve Yishuv HaDa’at yerleşimleri için yaklaşık 1.665 dönümlük alanın sınırları yeniden belirlendi. Düzenleme, bölgede 1.000’den fazla yeni konut inşa edilmesinin önünü açıyor.
İsrail yönetimi söz konusu işlemi imar ve planlama süreci olarak sunuyor. Ancak kararın alındığı topraklar, 1967’den bu yana İsrail işgali altında bulunan Batı Şeria’da yer alıyor. İsrail, bölgede kurduğu yerleşimleri genişleterek Filistinlilerin yaşadığı topraklar üzerindeki fiili kontrolünü kalıcılaştırmaya çalışıyor.
Kida ve Yishuv HaDa’at yerleşimleri de bu politikanın bir parçası olarak faaliyet gösteriyor. Son kararla, yerleşimlerin çevresindeki alanlar yeni bir “mavi hat” kapsamında planlama sınırlarına dahil edildi. Böylece yerleşimlerin büyütülmesi ve yeni konut projelerinin hayata geçirilmesi mümkün hale geliyor.
Batı Şeria’da İsrail toprak gaspı politikası çoğu zaman doğrudan ilhak ilanlarıyla değil; idari kararlar, arazi sınıflandırmaları, yerleşim sınırlarının genişletilmesi ve imar planları üzerinden yürütülüyor. Bu yöntem, işgali bürokratik işlemler aracılığıyla gündelik hayatın kalıcı bir parçasına dönüştürüyor.
Bu nedenle 1.665 dönümlük alanın yerleşim kullanımına açılması yalnızca yeni konutların inşası anlamına gelmiyor. Karar, İsrailli yerleşimci nüfusunun artırılması, Filistinlilerin yaşam alanlarının daraltılması ve İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünün daha da güçlendirilmesi sonucunu doğuruyor.
Kararın zamanlaması da siyasi açıdan dikkat çekiyor. İsrail’de 27 Ekim 2026’da yapılması planlanan seçimler yaklaşırken Smotrich’in açıklaması, bir yerleşim projesinin ötesinde siyasi mesaj niteliği taşıyor. Smotrich, muhalif olarak gördüğü siyasetçilerin Filistin devletinin kurulmasını ve yerleşimlerin boşaltılmasını savunacağını öne sürerken, kendi hükümetlerinin ise “her yerde diktiğini ve inşa ettiğini” ifade ediyor.
Uluslararası hukuk açısından ise işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimlerin statüsü uzun süredir tartışma konusu olmaktan çıkmış durumda. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail yerleşimlerinin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını ve yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini defalarca belirtti. Uluslararası Adalet Divanı da 2024 tarihli danışma görüşünde İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim politikasını hukuka aykırı buldu.
İsrail makamlarının “devlet arazisi”, “imar sınırı” veya “yerleşim düzenlemesi” gibi idari ifadeler kullanması, bölgenin işgal altındaki Batı Şeria olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Söz konusu alanların İsrail tarafından hangi idari kategoriye dahil edildiği, uluslararası hukuk bakımından ayrı bir değerlendirme gerektiriyor.
Gush Shilo bölgesinde 1.665 dönümlük alanın yerleşimlerin kullanımına açılması, İsrail’in uzun vadeli yerleşim politikasının yeni bir halkası olarak değerlendiriliyor. Küçük yerleşim noktaları zaman içinde imar planlarına, konut projelerine, yollara ve altyapı düzenlemelerine dönüşürken, Filistin toprakları üzerindeki İsrail kontrolü de aşamalı biçimde genişliyor.




