Rusya’nın Baltık planı: İşgal riski ve olası senaryolar

Rusya’nın Baltık planı, bölgedeki askeri ve hibrit tehditleri yeniden gündeme taşıyor. Letonya, Estonya ve Litvanya olası saldırıya hazırlanıyor.

Baltık ülkelerinde Rusya kaynaklı olası bir saldırıya ilişkin uyarılar son aylarda daha yüksek sesle dile getiriliyor. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı sürerken NATO ile doğrudan çatışma ihtimaline yönelik değerlendirmeler, Estonya, Letonya ve Litvanya’nın savunma planlarını yeniden gözden geçirmesine yol açtı.

Letonya, Rusya’nın Ukrayna işgali öncesinde dahi Baltık ülkelerine yönelik saldırı senaryolarını ele alan askeri tatbikatlarda öne çıkan ülkelerden biriydi. Riga yönetimi savunma bütçesini artırırken sınır güvenliği, tahkimat ve müttefik desteği alanlarında kapsamlı hazırlıklara yöneldi.

Rusya’nın Baltık planı değerlendirilirken bölgenin demografik yapısı, coğrafi konumu ve Kremlin’in siyasi nüfuz araçları birlikte ele alınıyor. Üç ülke de geçmişte Sovyetler Birliği’nin parçasıydı ve özellikle Estonya ile Letonya’da Sovyet döneminde bölgeye yerleşen önemli bir Rusça konuşan nüfus bulunuyor.

Kremlin, Rusya dışında yaşayan Rusları koruma hakkını saklı tuttuğunu savunuyor. Bu söylem, Baltık ülkelerindeki Rus azınlıkların Moskova tarafından siyasi ve psikolojik savaşın unsurlarına dönüştürülebileceği endişesini artırıyor. Rusya yanlısı çevrelerin olası bir kriz sırasında harekete geçirilebileceği değerlendirilse de kamuoyu araştırmaları, Baltık ülkelerinde yaşayan Rusların önemli bölümünün Moskova’ya sınırlı sempati duyduğunu veya hiç sempati beslemediğini gösteriyor.

Litvanya’daki Rus azınlık siyasi açıdan sınırlı bir ağırlığa sahip. Estonya ve Letonya’da ise Rus nüfusun oranı daha yüksek. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından çok sayıda Rus’un bölgeden ayrılmasıyla bu oran Estonya’da yaklaşık yüzde 20’ye, Letonya’da yüzde 25’e geriledi. Bununla birlikte vatandaşlık statüsü çözülemeyen gruplar, iki ülkede de güvenlik ve entegrasyon tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Etnik Rusların yaklaşık yüzde 19’u Estonya’da, yüzde 25’i ise Letonya’da resmi olarak “vatandaşlığı belirsiz” kategorisinde bulunuyor.

Rus nüfusunun yerleşim biçimi de ülkelerin güvenlik algısını etkiliyor. Estonya’da Rusça konuşan topluluklar Tallinn çevresinde ve Rusya sınırındaki Narva’da yoğunlaşıyor. Letonya’da ise Rus nüfus daha geniş bir alana yayılmış durumda. Rusya sınırındaki Latgale bölgesinde nüfusun üçte birinden fazlasını Ruslar oluşturuyor; ülkenin ikinci büyük kenti Daugavpils’te de Rusça konuşan nüfus çoğunlukta.

Başkent Riga’daki demografik değişim de dikkat çekici. 1935 nüfus sayımında Letonlar kent nüfusunun yüzde 63’ünü, Ruslar ise yüzde 9’unu oluşturuyordu. Sovyet dönemindeki yoğun göçün ardından 1989’da Rusların oranı yüzde 47’ye çıktı. Günümüzde Letonlar yüzde 47 ile kentte sınırlı bir çoğunluğa sahipken Rusların oranı yüzde 36 seviyesinde.

Coğrafya, olası bir kara harekatının niteliğini belirleyen bir diğer unsur. Litvanya’nın Rusya’ya bağlı Kaliningrad bölgesiyle sınırı bulunuyor ancak Rusya ana karasıyla doğrudan bağlantısı yok. Litvanya’ya yönelik bir saldırı senaryosu, Belarus üzerinden yürütülecek bir harekatı gerektirebilir ve bu nedenle Minsk yönetiminin tutumu önem kazanır.

Estonya’nın Rusya ile 294 kilometrelik sınırı bulunsa da sınırın önemli bölümü Narva Nehri ile Peipus ve Pskov göllerinden oluşan doğal engellerle çevrili. Güneydeki bölümün bataklık araziden geçmesi, geniş çaplı bir kara saldırısını zorlaştırıyor. Letonya ise Rusya ile 280, Belarus ile 173 kilometrelik sınıra sahip. Doğal engellerin daha sınırlı olması, ülkeyi Baltık bölgesinin kara saldırısına en açık noktası haline getiriyor.

Bu risklere karşı Estonya, Letonya ve Litvanya 2024’ün başlarında Baltık Savunma Hattı’nın kurulması konusunda anlaştı. Proje; sınır çitleri, sığınaklar, tanksavar engelleri ve birliklerin hareketini yavaşlatacak diğer tahkimatlardan oluşuyor. Litvanya, göçmenlerin sınırda araç olarak kullanılmasına karşı çitler ve devriye faaliyetlerine ağırlık verirken askeri tehdide karşı ekipmanın önceden konumlandırıldığı hareketlilik merkezleri oluşturuyor.

Estonya, özellikle güney sınırında sığınak ve tahkimat inşa ediyor. Letonya ise daha kapsamlı ve katmanlı bir savunma düzeni kuruyor. Riga yönetimi, sınırdan itibaren yaklaşık 30 kilometre derinliğe uzanan bölgede çit, tanksavar hendeği, mayın tarlaları ve “ejderha dişleri” olarak bilinen beton engelleri elektronik gözetim sistemleriyle desteklemeyi planlıyor. Bu hatların gerisinde askerler için sığınaklar ve mühimmat depoları yer alacak.

Letonya’nın caydırıcılık kapasitesi yalnızca ulusal savunma birlikleri ve sabit tahkimatlardan oluşmuyor. Kanada öncülüğündeki NATO muharebe grubunda İsveç ve Danimarka askerleri de görev yapıyor. Almanya ve Hollanda ayrıca merkezi Münster’de bulunan Alman-Hollanda Kolordusunu Estonya ve Letonya’nın savunmasına tahsis etme kararı aldı. Bu gücün tam olarak oluşturulması zaman alacak olsa da karar, NATO’nun Baltık ülkelerini savunma iradesine ilişkin siyasi bir mesaj niteliği taşıyor.

Rusya’nın Baltık planı açısından Moskova’nın olası hedefleri de ülkeden ülkeye değişiyor. Litvanya’ya yönelik bir saldırının amacı, Belarus üzerinden Kaliningrad’a kara bağlantısı kurmak ve Polonya üzerindeki askeri baskıyı artırmak olabilir. Estonya senaryosunda ise Finlandiya Körfezi’ni kontrol etmek ve Rusya’nın petrol ihracatında önemli rol oynayan limanlara ulaşımı güvence altına almak öne çıkıyor.

Letonya bakımından doğrudan bir kara işgalinin stratejik amacı daha az belirgin görünse de ülke, coğrafi özellikleri ve Rusça konuşan nüfusun dağılımı nedeniyle baskıya açık kabul ediliyor. Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics, Ankara’daki 2026 NATO Zirvesi kapsamında yaptığı değerlendirmede Rusya’nın o dönemde geniş çaplı bir saldırı düzenleyecek askeri kapasiteye sahip olmadığını söyledi. Bununla birlikte Moskova’nın küçük veya orta ölçekli operasyonlar yürütebileceğini ve hibrit faaliyetlerin sürdüğünü belirtti.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırısından önce Letonya’da Rusça konuşan seçmenlerin desteğini alan Uyum Partisi önemli bir siyasi güçtü. Parti, 2011-2022 döneminde parlamentodaki en büyük oluşum olarak kalmasına rağmen diğer partilerin kurduğu koalisyonlar nedeniyle hükümet dışında kaldı. 2022 seçimlerinde yüzde 5’lik barajı aşamayan parti parlamentodaki temsilini kaybetti. Savaş sonrasında Baltık hükümetleri, Rus nüfusun ülkeye uyum sağlaması veya ülkeyi terk etmesi yönündeki baskıyı artırdı.

En olası senaryo, Rusya’nın doğrudan bir işgal yerine hibrit operasyonlarını yoğunlaştırması olarak değerlendiriliyor. Bu faaliyetlerin amacı, kamuoyunu Rusya lehine etkilemek, Ukrayna’yı destekleyen ülkelerin maliyetlerini artırmak, daha büyük bir çatışma korkusu yaratmak ve olası bir silahlı müdahale için hazırlık yapmak olabilir.

Bu kapsamda sosyal medya ve siyasi örgütler üzerinden nüfuz oluşturma, deniz altı kabloları ile telekomünikasyon altyapısına yönelik sabotajlar, insansız hava araçlarıyla provokasyonlar ve kritik tesislerin güvenliğini sınayan eylemler öne çıkıyor. Estonya ve Letonya, Finlandiya ile İsveç’e uzanan deniz altı kablolarına yönelik saldırılarla karşılaştı. Rus devriye botlarının Narva Nehri’nde sınır şamandıralarını kaldırdığı bildirildi. Litvanya ise Vilnius Havalimanı çevresine gönderilen balonlar nedeniyle hava trafiğini birkaç kez durdurmak zorunda kaldı.

Letonya Cumhurbaşkanı Rinkevics, artan göç baskısı, casusluk faaliyetleri ve sabotaj hazırlıklarının yanı sıra sivil hava trafiğini etkileyen GPS müdahalelerinin de risk oluşturduğunu belirtti. Moskova’nın geçmişte, ciddi karşılık doğurabilecek eşiği aşmadan faaliyet alanını kademeli biçimde genişlettiği değerlendiriliyor.

Daha düşük ihtimalli senaryoda Rusya, sınırlı bir silahlı müdahaleye başvurabilir. Estonya’da bu tür bir hamle, Rus propagandasının uzun süredir odaklandığı Narva üzerinden şekillenebilir. Estonya hükümeti, NATO takviyeleri ulaşana kadar kentte görev yapacak 200 kişilik bir askeri birlik için 15 milyon avro ayırdı; bu birlik gerektiğinde 1000 askere çıkarılabilecek.

Letonya’ya yönelik olası bir senaryo ise Latgale’de uyuyan hücreler veya profesyonel provokatörler aracılığıyla kışkırtılacak bir ayaklanmayla başlayabilir. Rusya’nın “soykırım” iddialarını içeren söylemi, sözde bir Latgale Halk Cumhuriyeti kurulması çağrıları ve Riga’daki hükümet karşıtı protestolarla desteklenebilecek böyle bir kriz, sınır ötesi topçu saldırılarına ve sınırlı bir kara harekatına dönüşebilir.

Ancak bu seçeneğin düşük ihtimalli görülmesinin temel nedeni, Rusya’nın NATO’dan güçlü bir karşılık alma ve Kaliningrad’ı da çatışmanın içine çekme riskiyle karşı karşıya kalacak olması. Buna rağmen Ukrayna’daki savaşın Moskova üzerindeki baskıyı artırması, Kremlin’in NATO’nun kararlılığını test etmek amacıyla daha riskli bir adım atabileceği endişesini tamamen ortadan kaldırmıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu