Doğu Guta’daki Kimyasal Saldırı Unutulmamalı

Doğu Guta’daki kimyasal saldırıda kayıplarını anlatan Mekki, sorumluların yargılanmasını talep ediyor.

2013 yılında Suriye’nin Doğu Guta bölgesinde, Beşşar Esed rejimi tarafından gerçekleştirilen kimyasal silah saldırısında iki çocuğunu kaybeden Tagreed Mekki, o geceyi “kıyamet günü” olarak tanımlıyor. Mekki, bu korkunç olayın sorumlularının adalet önüne çıkarılmasını talep ediyor.

21 Ağustos 2013 tarihinde düzenlenen saldırıda, aralarında kadınlar ve çocukların da bulunduğu 1400’den fazla sivil hayatını kaybetti. Yıllar geçmesine rağmen, bu trajik olayın mağdurları, o gece tanık oldukları dehşet verici anları unutamıyor.

Kimyasal saldırının ardından uzun süre kuşatma altında kalan Doğu Guta halkı, yaşadıkları travmanın etkilerini taşımaya devam ediyor. Mekki, o gece yaşadığı çaresizliği ve korkuyu AA muhabirine anlattı. Saldırı gecesi evinde çocuklarıyla birlikte bulunan Mekki, yoğun bombardımanın yanı sıra kimyasal gazın etkisiyle karşılaştıklarını belirtti. O gece ilk kez “kimyasal gaz” ve “sarin gazı” terimlerini duyduğunu ifade etti.

Mekki, o anları şöyle aktardı: “Çocuklarımı korumaya çalıştım. Su ve sirke hazırlayarak kompres yaptım. Elimizden geleni yapmaya çalıştık, başka bir çaremiz yoktu, sadece Allah’a sığınmak kalmıştı.”

Saldırının ardından sokaklarda gördükleri, Mekki tarafından “kıyamet günü”ne benzetildi. “Kimyasal gazdan insanlar, hayvanlar, hatta taşlar ve ağaçlar bile etkilenmişti. Yolda yatan insanlar ve hayvanlar vardı,” dedi.

Kuşatma nedeniyle yakıt sıkıntısı yaşandığını ve yaralıların hastanelere ulaşmasının son derece zor olduğunu dile getiren Mekki, “Bazı insanlar yaralıları bisikletlerle, bazıları motosikletlerle taşımaya çalışıyordu. Kimyasal gazdan etkilenenleri hastanelere ulaştırmak çok zordu,” şeklinde konuştu.

Mekki, hastaneye gittiğinde eşinin kız kardeşini ve yeğenini bulmak için kadınların bulunduğu bölüme girmeye çalıştığını, ancak maskesinin olmaması nedeniyle gazdan etkilendiğini anlattı. “Başörtümü yüzüme çekerek gazı solumamaya çalıştım, ancak uzun süre arama yaptığım için ağır gaza maruz kaldım. Gözlerimde yanma ve kaşıntı başladı, başım döndü ve nefes almakta zorlandım,” dedi.

Kimyasal gazdan etkilenenlerin yüzlerinin tanınmaz hale geldiğini vurgulayan Mekki, “Ağızlarından ve burunlarından köpük geliyordu. Yüzlerinde kızarıklık ve morarma vardı. Bu nedenle eşimin kız kardeşini ve yeğenini ilk bakışta tanıyamadım,” ifadelerini kullandı.

Mekki, hastanede çok sayıda ceset gördüğünü ve her yaştan insanın bulunduğunu belirtti. Yakınlarını cesetler arasında aramak, onun için son derece zor bir deneyim olmuş. “Bir insanın yerde bulunan onlarca ceset arasında yakınlarını araması tarif edilmesi çok zor bir duygu. Korkudan çok, kalbinin parçalanması ve hiçbir şey yapamamanın verdiği çaresizlikti,” dedi.

Arama sırasında giderek daha fazla gaza maruz kaldığını ve nefes almakta zorlandığını anlatan Mekki, dışarı çıktığında eşinin kendisini hastaneye götürdüğünü ifade etti. Eşinin kendisine caminin yanında çekilen bazı fotoğrafları gösterdiğini ve yüzlerinin o kadar değiştiğini söyledi. Mekki, “Aralarında kız kardeşinin de bulunduğunu söyledi. Ancak yüzü o kadar değişmişti ki onu tanıyamamıştım,” dedi.

O gece havanın sıcak olduğunu ve insanların saldırıya yataklarında yakalandığını belirten Mekki, hayatını kaybedenlerin üzerlerinin örtülmeye çalışıldığını aktardı. Mekki, o karanlık gecenin ve bu katliamın sorumlularının yargılanmasını talep ederek, “Beşşar Esed rejiminin ve onun yanında yer alanların Suriye halkına yaşattıkları nedeniyle yargılanmalarını istiyorum,” dedi.

Suriye halkının yalnızca özgürlük ve onur talep ettiği için kimyasal silahlarla hedef alındığını vurgulayan Mekki, uluslararası toplumun saldırıya verdiği tepkinin yetersiz kaldığını belirtti. Uluslararası soruşturma ekibinin bölgeye girmesinin uzun sürdüğünü ve incelemelerde sarin gazının kullanıldığının ortaya çıktığını, ancak saldırının sorumlusunun belirlenmediğini ifade etti.

Mekki, kimyasal saldırıya yönelik uluslararası tepkinin yeterli olmadığını dile getirerek, “Hayatını kaybedenlerin ve yakınlarının hakkı hala tam anlamıyla verilmedi,” dedi. Uluslararası toplumdan saldırının unutulmamasını ve mağdurların sesinin duyulmasını isteyen Mekki, kimyasal saldırıda hayatını kaybedenlerin anısına ulusal bir anma günü ilan edilmesini talep etti. “Bu acı hatıra nedeniyle artık yeter diyorum. Şehitlerin kanıyla ve mağdurların acısıyla kimse alay etmesin,” ifadelerini kullandı. Mekki, toplamda 12’den fazla yakının hayatını kaybettiğini belirterek, “Dünyadan tek isteğimiz, bu suçu küçümsememesi ve bu kimyasal saldırının gerçekten yaşandığını hiçbir zaman inkar etmemesi,” şeklinde sözlerini tamamladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu