Özgürlük ve Ahlak: Çağdaş Düşüncenin Temelleri
Özgürlük ve ahlak kavramları üzerine derinlemesine bir inceleme. Modern düşüncede bu iki olgunun yeri ve önemi ele alınıyor.
Özgürlük, modern çağın en tartışmalı kavramlarından biri olarak, farklı anlayışlarla ele alınmaktadır. Bu kavram, kimi zaman ahlakın zıttı olarak görülmekte, kimi zaman ise bireyin içsel özgürlüğü olarak tanımlanmaktadır. Gelenekçi bir bakış açısına sahip olan kesimler, özgürlüğü, ahlakın karşıtı bir olgu olarak değerlendirmekte ve bu durum, özgürlük anlayışının yanlış anlaşılmasına yol açmaktadır.
Özgürlüğün, yalnızca bireyin eylemlerinin sonuçlarına karşı bir başkaldırı değil, aynı zamanda Tanrı’ya karşı bir isyan olarak algılanması, bu kavramın kötü bir şey olduğu yönündeki görüşleri pekiştirmektedir. Ancak, bu yargının altında yatan gerçeklik ve özgürlüğün neden gündeme geldiği konusunu göz ardı etmemek gerekir.
Tarihsel olarak, Müslümanların büyük bir kısmı, saltanat yönetimlerine kayıtsız bir şekilde itaat etmek zorunda kalmışlardır. Bu durum, özgürlük kavramının gündemlerinde yer almasını engellemiştir. Ancak, az sayıda Müslüman, bu konuda çaba gösterdiğinde ise, bu girişimler çoğu zaman sapkınlık olarak nitelendirilmiştir.
Özgürlük, tarih boyunca, Tanrı’ya kul olma ile padişahın kulları olma arasında gidip gelmiştir. Bugün ise, modern çağda, özgürlük kavramının olumsuzlayan söylemlerin hâkim olduğu görülmektedir. Batı’da ise özgürlük, dinî boyutların ötesinde, iki farklı kavram olarak karşımıza çıkmaktadır: freedom ve emancipation. Bu kavramlar, olumlu ve olumsuz anlamda iki farklı özgürlük anlayışını temsil etmektedir.
İslam düşüncesinde özgürlük üzerine yapılan çalışmalar günümüzde artış göstermiştir. Ancak, klasik dönemlerde ahlak konusuna dair eserlerin daha fazla ön plana çıktığı dikkat çekmektedir. Bu eserlerden biri, Kınalızade’nin Ahlak-ı Alâî adlı eseridir. Bu çalışma, dönemin yöneticilerine yönelik bir ahlak felsefesi sunmaktadır.
Koçi Bey’in yazdığı risale de önemli bir eser olup, yöneticileri uyarmayı amaçlamaktadır. Özgürlük ve ahlak, yaşanması gereken temel olgular olmasına rağmen, klasik dönemden günümüze muhafazakâr düşünceler nedeniyle yeterince yer bulamamıştır.
Ümit Aktaş’ın kaleme aldığı Özgürlük Ahlakı adlı eser, özgürlüğü yalnızca bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluluk alanı olarak ele almaktadır. Aktaş, modern çağda özgürlük arayışını eleştirirken, özgürlüğün tüketim ve bireycilikle karıştırıldığına dikkat çekmektedir. Yazar, erdemli bir özgürlük anlayışının yeniden inşasını önermektedir.
Aktaş, özgürlüğün yalnızca freedom değil, aynı zamanda emancipation kavramı ile de ilişkilendirildiğini belirtmektedir. Bu bağlamda, ahlak ve özgürlük konusunu irdeleyen makalelerle birlikte, Doğulu ve Batılı düşünürlerin görüşlerine de yer vermektedir.
Ahlak, insanın yaratılışı ile ilgili bir kavramdır ve Kur’an’da da yer bulmaktadır. Aktaş, ahlakın, insan ilişkileri ile birlikte var olduğunu ve insanın ahlaki değerlerini bu ilişkiler üzerinden geliştirdiğini vurgulamaktadır.
Yazar, ayrıca, ahlakın devletin dinine dönüşmesi nedeniyle, bireylerin ahlaki çalışmalardan uzaklaştığını ifade etmektedir. Bu durum, bireylerin kendi özgürlüklerini ve ahlaki değerlerini bulmalarını zorlaştırmaktadır.
Sonuç olarak, özgürlük ve ahlak, birbirini tamamlayan iki temel olgudur. Özgürlük, hakikate uygun ve makul olan bir anlayışla, ahlak ise insanın yaratılışındaki hikmetle ortaya çıkan bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Özgürlük ve ahlak, birbirleriyle iç içe geçmiş bir yapıya sahiptir ve bu nedenle, her iki kavramın da bir ahlakı bulunmaktadır.
Ümit Aktaş, Özgürlük Ahlakı, 1.Basım Ekim 2025 Mana Yayınları İstanbul




