Alay Etmek: Müslüman Kardeşine Kötülük Olarak Yeter
Resûlullah’ın alay etmenin sonuçları üzerine öğretileri ve Müslümanların birbirine karşı tutumları.
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Müslüman kardeşini küçük görmesi, kişiye kötülük olarak yeter…”
***
Hz. Âişe’nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Karşılığında bana dünyayı verseler bile, kimsenin taklidini yapmam; bundan asla hoşlanmam.”
***
Vâsile b. Eska’nın naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kardeşinin başına gelen bir şeye sevinip gülme. Sonra Allah ona merhamet edip seni (o şeyle) imtihan eder.”
***
Hz. Âişe anlatıyor: “(Bir seferinde boyunun kısa oluşunu kastederek Hz. Peygamber’e) “Ey Allah’ın Resûlü! Safiyye şöyle bir kadındır.” dedim. Bunun üzerine Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Öyle bir söz ettin ki; o söz, şayet denize karışmış olsaydı denizin suyunu bile bozardı.”
***
Ebû Hüreyre’nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “…Müslüman kardeşini küçük görmesi, kişiye kötülük olarak yeter…”
Resûlullah, Huneyn Seferi’nden dönerken, Ebû Mahzûre’nin de aralarında bulunduğu bir grup, Peygamberimizin müezzinlerinden biri olan bir kişiyi alay ederek taklit ediyordu. Bu durumu duyan Resûlullah, grubun içinden güzel sesli olanı yanına çağırttı. Onun ezan okumasını istedi ve bu süreçte ona ezan kelimelerini öğretti. Ebû Mahzûre, ezanı okuduktan sonra Resûlullah ona bir miktar gümüş verdi ve kalbini İslâm’a ısındırmak istedi. Bu olay, Ebû Mahzûre’nin Müslüman olmasına vesile oldu. Resûlullah, onun kalbinde oluşan öfke ve nefreti sevgiye dönüştürdü.
Ebû Mahzûre ve arkadaşlarının müezzinle alay etmeleri, Hz. Peygamber’in ve müminlerin karşılaştığı bir durumdu. Diğer peygamberler gibi Hz. Peygamber de inkârcıların alaylarına maruz kalmıştı. Müşrikler, müminleri alay ederek tebliğin başarısız olması için mücadele etmişlerdi. Kur’an’da, inkârcıların bu alaycı tavırları kesin bir dille reddedilmiş ve Allah’ın da onların bu tutumlarına karşılık vereceği bildirilmiştir.
İslâm dini, dinî değerlere alay etmeyi yasaklamış ve Müslümanların inançlarını korumaları gerektiğini vurgulamıştır. Müminlerin, dinlerini alaya alan inkârcılarla dostluk kurmamaları istenmiştir. Dinin alaya alındığı ortamlarda müminlerin sessiz kalmamaları ve tepkilerini göstermeleri öğütlenmiştir. İslâm, istihzayı insan onurunu zedeleyen bir tavır olarak görmektedir ve bu nedenle Müslümanların başkalarının inançlarına alay etmemeleri gerektiği belirtilmiştir.
Resûlullah, müminlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde de istihzayı yasaklamıştır. Her ferdin onuru ve haysiyeti dokunulmazdır. Bu nedenle, başkalarının söz ve davranışlarıyla alay etmek, toplumda kardeşlik bağlarını zedeleyen bir durum olarak görülmüştür. Müslümanların birbirlerine zarar vermemeleri gerektiği, Resûlullah’ın sözleriyle de ifade edilmiştir: “Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir.”
İslâm toplumu içinde dinî değerlerle alay etmek, münafıkların bir tavrı olarak karşımıza çıkmaktadır. Müslümanların, başkalarının kutsalına hakaret etmemeleri gerektiği, Kur’an’da açık bir şekilde uyarılmıştır. İnsanların fiziksel durumlarıyla alay etmek, Allah’ın takdirine karşı gelmek gibidir. Bu nedenle, başkalarının fiziksel ve kişisel özellikleriyle alay etmek dinimizce yasaklanmıştır.
Sonuç olarak, alay etme eylemi, Müslümanlar arasında ciddi bir sorun teşkil etmekte ve bu durum, toplumda kardeşlik bağlarını zedelemektedir. Resûlullah’ın öğretileri, bu tür davranışların ne denli zararlı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.




