İngiltere’deki Aşırı Sağcı Eylemler Müslümanları Korkutuyor
İngiltere’de aşırı sağcı grup, Müslüman kurumlara yönelik baskınlar düzenleyerek güvenlik endişelerini artırdı.
İngiltere’de aşırı sağcı “Önce İngiltere” (Britain First) adlı grup, Müslüman kurumlara yönelik gerçekleştirdiği baskınlar ve provokatif eylemlerle Müslüman toplumu arasında ciddi güvenlik kaygılarına yol açtı. Grubun dört üyesi, Doğu Londra’nın Leyton bölgesindeki Şeriat Konseyi binasına ve Romford’daki helal kesimhaneye izinsiz girerek çalışanları taciz etti ve sosyal medya için provokatif görüntüler kaydetti.
Şeriat Konseyi’nin Direktörü Khawla Hassan, aşırı sağcıların ofislere girerek kurumun “paralel bir hukuk sistemi” olduğunu iddia ettiğini belirtti. Hassan, konseyin yalnızca aile, boşanma ve miras gibi kişisel hukuk alanlarında gönüllü danışmanlık ve arabuluculuk hizmeti sunduğunu vurguladı. Ancak saldırganların bağırarak ve tehditkar bir tavırla binayı filme aldığını ifade etti.
Aynı grup, aynı gün Romford’daki helal kesimhanesine de baskın düzenleyerek et depolama ve satış alanlarını görüntüledi. Aşırı sağcılar, helal kesim yöntemlerini “barbarca” ve “iğrenç” olarak tanımlayarak yasaklanması için çağrılarda bulundu. İngiltere’deki Müslüman temsilciler, bu tür söylemlerin İslam karşıtı nefreti körüklemek amacıyla yürütülen organize bir kampanyanın parçası olduğunu dile getiriyor.
İngiltere Müslüman Konseyi (MCB) Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Al-Dabbagh, aşırı sağın “paralel yargı” iddialarının tamamen asılsız bir propaganda olduğunu belirtti. Al-Dabbagh, bu tür eylemlerin ülkede artan Müslüman ve göçmen karşıtlığının bir yansıması olduğunu ifade etti.
Müslüman toplumu temsilcileri ve siyasetçiler, İngiltere Hükümeti’nin artan nefret suçlarına karşı yeterince etkili önlemler almadığını savunuyor. Hükümetin, Müslüman topluluklarla doğrudan iletişim kurmamasını eleştiren İşçi Partili Milletvekili Afzal Khan, bu durumun kabul edilemez olduğunu vurguladı.
İngiliz milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşları, nefret suçlarının izlenmesini kolaylaştıracak özel bir danışman atanmasını ve İslamofobi tanımının resmi olarak kabul edilmesini talep ediyor. Yetkililer, sadece kınama mesajları yayımlamanın azınlık topluluklarını korumada yetersiz kaldığını vurgulayarak somut güvenlik tedbirlerinin alınması gerektiğini belirtiyor.



