ABD ve Suudi Arabistan’dan Tarihi Nükleer Anlaşma

ABD ve Suudi Arabistan, uranyum zenginleştirme izni veren tarihi bir nükleer anlaşmaya imza attı. Anlaşmanın detayları ve etkileri incelendi.

Amerika Birleşik Devletleri ile Suudi Arabistan, Körfez bölgesindeki gelişmeler açısından önemli bir adım atarak, Suudi Arabistan’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmesine olanak tanıyan bir nükleer anlaşma imzaladı. ABD Enerji Bakanlığı’nın açıklamasına göre, bu anlaşma “barışçıl nükleer işbirliği anlaşması” olarak sınıflandırılıyor ve Amerikan şirketlerinin Suudi Arabistan’ın nükleer enerji programına geniş bir erişim sağlamasını öngörüyor. Anlaşmanın tam metni kamuoyuna açıklanmadı, ancak Suudi Arabistan’ın sivil bir nükleer program geliştirmesi hedefleniyor. Zenginleştirilmiş uranyum, enerji santrallerinde yakıt olarak kullanılmasının yanı sıra, nükleer silah yapımında da kullanılabilme potansiyeline sahip.

Uzmanlar, bu durumun, mevcut istikrarsızlıklarla dolu bölgede nükleer silahların yayılması riskini artırabileceğini belirtiyor. Nükleer mesele, ABD ve İsrail’in İran ile sürdürdüğü gerilimin merkezinde yer alıyor. Her iki ülke, İran’ın nükleer silah geliştirmesini engelleme gerekçesiyle zaman zaman askeri tehditlerde bulunuyor. İran ise bu iddiaları reddederek, nükleer silah geliştirme niyetinde olmadığını savunuyor.

Suudi Arabistan’ın uranyum zenginleştirmesine izin verilip verilmeyeceği, ABD basınında tartışılan bir konu. Eğer bu haberler doğrulanırsa, Suudi Arabistan ile yapılan nükleer anlaşma, uluslararası alanda nadir görülen bir istisna olarak kaydedilecektir. ABD Enerji Bakanlığı, Washington’un yaklaşık 50 ülkeyle benzer barışçıl nükleer işbirliği anlaşmaları bulunduğunu ifade ediyor. Bu anlaşmalar, nükleer yakıt, reaktör ve teknoloji gibi malzemelerin transferine ve ortak araştırmalara olanak tanıyor. Ancak bugüne kadar yalnızca Hindistan ve Japonya’nın kendi topraklarında uranyum zenginleştirme işlemi gerçekleştirmesine izin verilmişti.

Defense Priorities düşünce kuruluşunun Ortadoğu Programı Direktörü Rosemary Kelanic, eğer ABD, Suudi Arabistan’a uranyum zenginleştirme tesisleri kurma izni verirse bunun “son derece şaşırtıcı” olacağını belirtti. Kelanic, “ABD daha önce başka bir ülkenin kendi topraklarında uranyum zenginleştirmesine yardım etmedi” diyerek, bu durumun nükleer silah geliştirme riskini artırabileceğine dikkat çekti.

Uranyum, yer kabuğunda doğal olarak bulunan bir elementtir ve iki ana izotop olan U-238 ve U-235’ten oluşur. Doğal uranyumun büyük bir kısmı U-238’dir ve bu izotop, nükleer zincirleme reaksiyonları sürdüremez. U-235 ise daha nadir olup, nükleer fisyon sürecinde enerji açığa çıkarmak için kullanılır. Uranyumun zenginleştirilmesi, U-235 oranının artırılmasıyla gerçekleştirilir ve bu süreçte uranyum gaz haline getirilerek santrifüjlere aktarılır. Santrifüjler, U-238’i dışarı doğru iterken, U-235’i merkeze yakın tutarak ayrıştırır.

Nükleer reaktörlerde ve silahlarda kullanılan uranyum arasındaki fark, zenginleştirme oranlarında yatmaktadır. Ticari nükleer enerji santrallerinde kullanılan düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum, genellikle yüzde 3 ila 5 oranında U-235 içerir. Ancak nükleer silah yapımında gereken uranyum, yaklaşık yüzde 90 oranında zenginleştirilmiş olmalıdır. Bu durum, nükleer reaksiyonun kontrolsüz bir şekilde gerçekleşmesine olanak tanır.

ABD Enerji Bakanlığı, 22 Temmuz’da Suudi Arabistan ile yapılan anlaşmayı duyururken, bu işbirliği çerçevesinde “ikili bir güvence anlaşması”nın da imzalandığını bildirdi. Açıklamada, bu iki anlaşmanın nükleer silahların yayılmasının önlenmesi gibi stratejik hedefleri destekleyecek bir ortaklık oluşturduğuna vurgu yapıldı. Suudi Arabistan hükümeti de anlaşmanın, iki ülke arasındaki enerji işbirliğinin devamını sağladığını belirtti. Anlaşmanın, Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın geçen yıl Washington’a yaptığı ziyaretin ardından imzalandığı kaydedildi. Bin Selman, 2018 yılında CBS News’e verdiği bir röportajda, ülkesinin nükleer silah edinmeyi düşünmediğini belirtmiş, ancak İran nükleer bomba geliştirirse, Suudi Arabistan’ın da aynı adımı atacağını ifade etmişti. Suudi Arabistan, 2010 yılından bu yana sivil bir nükleer program geliştirmeye çalışmakta, ancak ülkede henüz herhangi bir nükleer enerji santrali bulunmamaktadır. Uluslararası kuruluşlar, Suudi Arabistan’ın nükleer enerji üretme kapasitesinin olmadığını belirtmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu