İslami Cihad: ABD’nin Barış Konseyi Bir Tiyatrodur
İslami Cihad Hareketi, ABD’nin Barış Konseyi’ni Filistin halkını haklarından mahrum bırakma planı olarak değerlendirdi.
Filistin İslami Cihat Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed el-Hindi, Gazze için kurulan sözde “Barış Konseyi”nin arka planını eleştirerek, bunun ABD ve İsrail’in Filistin halkını kendi haklarından mahrum bırakma çabalarının bir parçası olduğunu ifade etti. El Cezire’ye verdiği mülakatta, bu konseyin sahadaki gerçeklerle hiçbir bağlantısı olmadığını ve tamamen bir “tiyatro gösterisi” olarak değerlendirildiğini vurguladı.
El-Hindi, konseyin temelinde yatan kirli pazarlığı şu sözlerle açıkladı: “Bu yapı, Amerika’nın tam egemenliği ve İsrail’in güvenliğinin sağlanması karşılığında Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkından tamamen mahrum bırakılması üzerine inşa edilmiştir.” Filistinlilere verilen rolün, siyasi iradeleri olmayan, yalnızca yerel hizmetlerden sorumlu teknokratlardan oluştuğunu belirten el-Hindi, bu yapıların gerçek bir Filistin temsilini yansıtmadığını dile getirdi.
Direniş lideri, sözde barış planının tamamen İsrail’in güvenlik çıkarlarına odaklandığını ve Gazze’nin yeniden inşasının direnişin silahlarının teslim edilmesi şartına bağlandığını belirtirken, İsrail’in ateşkes ihlalleri, insani yardımların engellenmesi ve işgalin hesapsızlığı gibi temel meselelerin göz ardı edildiğini ifade etti.
İslami Cihat Hareketi yetkilisi, komutanlarının şehit olmasının direnişi zayıflatmadığını, aksine her kayıptan sonra direnişin daha da güçlendiğini vurguladı. Filistin halkının tarih boyunca işgale karşı taşlarla bile direndiğini hatırlatan el-Hindi, “Mevcut mücadelemiz yalnızca İsrail ile değil, Amerika’nın liderliğindeki tüm Batılı koalisyonlarla da sürmektedir. Amerika’ya asla güvenmedik, güvenmiyoruz ve güvenmeyeceğiz. Çünkü Amerika’nın Siyonistlere olan bağlılığını herkes biliyor,” dedi.
El-Hindi, direniş gruplarının Trump’ın ateşkes planını kabul etme nedenini de açıkladı: Bu, Amerika’ya duyulan güvenle değil, sivil Filistinlilere yönelik katliamların durdurulması isteğiyle alakalıdır. Filistin’in geleceğine dair kararların dışarıdan dayatılamayacağını, bunun ancak kapsamlı bir Filistin ulusal diyaloğuyla mümkün olabileceğini vurguladı.
ABD’nin işgal altındaki Filistin Büyükelçisi Mike Huckabee’nin “Nil’den Fırat’a Büyük İsrail” sözlerini değerlendiren el-Hindi, bu açıklamaların Siyonist projenin gerçek yüzünü ortaya koyduğunu belirtti. Bu tür aşırılık yanlısı kişilerin ABD yönetiminde yer almasının ve bu ifadelerin Washington tarafından kınanmamasının, iki taraf arasındaki ideolojik yakınlığın bir göstergesi olduğunu ifade etti.
El-Hindi, İsrail’in Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürme niyetinde olduğunu, insani yardımları ve yeniden inşayı siyasi şantaj aracı olarak kullandığını belirterek, “Gazze’nin yeniden inşası karşılığında direniş silahlarının teslim edilmesi hayalden öte bir şey değildir. İşgal altındaki Batı Şeria’da ağır silah olmamasına rağmen işgal devam ediyor. Bu durum, meselenin silah değil, işgalcilere karşı direniş iradesi olduğunu gösteriyor,” dedi. Filistin halkının toprağına ve direniş seçeneğine bağlı kaldığı sürece Filistin davasının asla ölmeyeceğini ve bölgedeki tüm gerilimlere rağmen direnişin meşruiyetini koruyacağını da sözlerine ekledi.




