Robregordo: Nüfus Kaybı ve Yalnızlığın Hikayesi

Robregordo kasabası, nüfus kaybı ve yalnızlıkla mücadele eden bir yer olarak dikkat çekiyor.

Madrid’e bir saatten daha kısa mesafede yer alan Robregordo kasabası, uzun yıllardır nüfus kaybı ile mücadele ediyor ve bölgedeki en düşük istihdam oranına sahip. Kasabanın merkezi, artık eski canlılığını yitirmiş durumda. Real Caddesi, gün boyunca sessizliğe bürünmüşken, 80 yaşındaki Antonio Casanova için en heyecan verici an, taş döşeli yolda yürüyen bir eşek arısı görmek oluyor. “Burada daha önce hiç görmemiştim. Ne büyük mutluluk!” diyerek bu durumu alaycı bir dille ifade ediyor.

Antonio, 78 yaşındaki eşi Juliana ile birlikte yaşıyor ve çevrelerinde neredeyse kimseyi göremediklerini belirtiyor. Madrid bölgesinin nüfusu 7,1 milyona ulaşmışken, Robregordo’da yaşayan yaklaşık 30 kişi, o kadar dağınık bir şekilde yaşıyor ki haftalarca birbirlerini görmeden geçirebiliyorlar. Tek sosyal buluşma noktası, Faslı genç Sofian’ın işlettiği bar. Ancak Sofian da geçimini zor sağlıyor ve “İdare ediyoruz” demekle yetiniyor.

Robregordo, Madrid bölgesinin en az nüfuslu yerlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Resmi kayıtlara göre 96 kişi kayıtlı olsa da bunların yalnızca üçte biri gerçekten burada yaşıyor. Geçen yıl altı cenaze olmasına rağmen nüfusun tamamen düşmemesi, Sofian gibi göçmenlerin ve şehirden kaçan yeni yerleşimcilerin kasabaya gelmesiyle mümkün oluyor. Sonuç olarak, Robregordo’da neredeyse kimse aslında yerli değil.

69 yaşındaki belediye başkanı Marisol Herreño da kasabalı değil; Kolombiya’nın Bucaramanga kentinde doğmuş. ChatGPT’ye “Marisol Herreño kimdir?” diye sorduğunda “Bilmiyorum” yanıtını aldığını belirtiyor ve ekliyor: “Demek ki yokum ama aslında varım. Sonuçta İspanya’nın ilk yabancı kadın belediye başkanıyım.” Ancak bu iddia resmi olarak doğrulanmış değil. Herreño, 2023 seçimlerindeki başarısını göçmen oylarına borçlu olduğunu ifade ediyor. Seçimden kısa bir süre önce kasabada neredeyse hiç tanınmıyordu. Sosyalist Parti ona adaylık teklif ettiğinde Getafe’de yaşıyordu. Kapı kapı dolaşarak kendini tanıttı ve özellikle hangi partiye oy vereceğini bilmeyen yabancı seçmenleri ikna etmeye çalıştı. Kasabada dokuz farklı milliyet bulunuyor ve “Dengeyi onlar değiştirdi” diyor.

Robregordo geçmişte yönetilmesi zor bir yerdi. 1994’te sekiz ay içinde beş belediye başkanı değişmişti. Aileler arasındaki çatışmalar huzuru imkânsız hale getiriyordu. Sosyalist Óscar Monterrubio bu durumu yıllarca dengeledi. Ancak şimdi Herreño’nun önünde yeni bir zorluk var: birbirine pek benzemeyen insanlar arasında uyum sağlamak. Ona göre çözüm, göçmenlerle entegrasyon: “Nüfusu göçmenlerle artırmak bir seçenek. Sosyal konutlarımız var. Entegrasyon sağlanırsa kasaba ayakta kalabilir.” Ancak herkes aynı fikirde değil; bazı yerlerde “Köyler, burada yaşayanlarındır” yazılı duvar yazıları da dikkat çekiyor.

Madrid’e bir saat uzaklıkta olması, kasabayı şehirden kaçmak isteyenler için cazip hale getiriyor. Bazıları düşük kira fiyatları için geliyor, bazıları ise sakin bir yaşam arayışında. Ancak iş imkânı neredeyse yok. 2024 verilerine göre kasabada sadece dokuz çalışan var ve bunlar belediyenin geçici işçileri. Sadece bahçıvan kasabada yaşıyor.

Yeni taşınan Javier ve Beatriz, burada iş kurmanın neredeyse imkânsız olduğunu belirtiyor: “Burada hiçbir şey yok. İnsanlar nazik ama kapalı bir yapı var.” Çift, burada yaşlanmayı düşünmediklerini ifade ediyor. Sert kışlar ve fırsat eksikliği, bu düşüncelerinin temel sebepleri arasında. Kasabanın eski sakinlerinden Juliana ise Robregordo’nun artık “tanımadığı yeni bir yer” olduğunu söylüyor. Eskiden alışveriş için otobüsle çevre kasabalara gidebildiğini, şimdi ise eşinin sağlık durumu nedeniyle bunun da zorlaştığını anlatıyor. “Artık sadece zamanın geçmesini bekliyorum” diyerek yalnızlık hissini özetliyor.

Kasabanın yeni papazı Antonio Alba da dışarıdan gelen bir isim. Daha önce Madrid merkezinde görev yaparken şimdi sadece birkaç kişiye ayin veriyor. Doğa içinde yalnızlıkla ibadet etmeyi tercih ettiğini ifade eden Alba, bu kasabaların en büyük sorununun insanların istemeden yalnızlığa mahkûm edilmesi olduğunu vurguluyor: “Dünya değişti, burası da değişmek zorunda.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu